< >
  • OKUNASI YAZILAR

    • Pazar, 08 Ara 2013
      21:12
      0

      Bilgi ve Düşünce (Montaigne Denemeler)

       Bilgi ve Düşünce (Montaigne Denemeler)
        Öğrenimden kazancımız daha iyi ve daha akıllı olmaktır. Epiharmus (Pythagoras okulundan bir filozof.) der ki, insan düsünce ile görür ve duyar; her seyden yararlanan her seyi düzene sokan, basa geçip yöneten düsüncedir; geri kalan her sey kör, sağır ve cansızdır. Su kesin ki çocuğa kendiliğinden bir sey yapmak özgürlüğünü vermemekle onu korkak bir köle durumuna sokuyoruz. Retorika ve gramer üstüne, Cicero'nun su veya bu cümlesi üstüne öğrencisinin ne düsündüğünü Devamı»
      Bilgi-ve-Dusunce-Montaigne-Denemeler
    • Pazar, 08 Ara 2013
      15:27
      0

      İki Kitap

      İki Kitap
      Rahim Tarım’ın Çocukluk ve Şiiri’ni (Özgür Yayınları) okuyorum. Çocukluk ve Şiir’in bir de alt başlığı var: “Zamanın ve Mekânın Ötesi”. Rahim Tarım yıllardan beri edebiyatımıza emek veriyor. Ölümünden bu yana işte bilmem kaç yıl geçtiği için şimdi bol bol yağmalanan Mehmed Rauf’u bir de onun emeğinden okuyun derim. Tarım’ın Mehmed Rauf’u yaşatma çabası yıllar öncesine dayanıyordu…     Çocukluk ve Şiir edebiyatımızda çocuk izlekli şiirler çevresinde kapsamlı bir inceleme; bir bakıma, Devamı»
      Iki-Kitap-Selim-Ileri
    • Pazar, 08 Ara 2013
      15:24
      0

      Ömrün örselenmiş kelebeği

      Ömrün örselenmiş kelebeği
      Dünya, her geçen gün daha yakına geliyor. İyi mi? Değil. Çünkü bunun ne demek olduğunu, az veya çok, hepimiz biliyoruz. Mesela sizi sevenler ile kullananları birbirinden ayırmanız iyice güçleşiyor. Modern hayatın yıkıcı etkilerine karşı, çok şükür ki, bazı sığınaklarımız var. Bunlardan biri de dostluktur, kardeşliktir. Dostluk, Yahya Kemal'in sözleriyle söyleyecek olursak, aşktan bile daha saf bir histir. İnsan, zor sanattır. Onu tanımak, onunla uyuşmak, maddiyatın dışında bir ortaklık oluşturmak. Bilhassa Devamı»
      Omrun-orselenmis-kelebegi
      ibrahim-Tenekeci
    • Perşembe, 28 Kas 2013
      21:43
      0

      Edebiyat Üstüne

      Edebiyat Üstüne
      Edebiyat üstüne konuşalım biraz da. Yaşadığımız günlere kadar gelen bir kuşağın daha açığı kuşakların serüveninden, genç yazarlardan, şairlerden dizeler okuyalım, romanlar, öyküler anımsayalım. Daha gençken okuduğumuz yazarlar bugünkülerle bir mi, yoksa onlardan daha iyi mi, daha kötü mü?. Ben eskisi gibi günlük edebiyatı gereği gibi izleyemiyorum. Ancak zaman zaman kitaplarla baş başa eski edebiyatçılık heveslerine dönüyorum. Bizler iyi yazarlarla yetiştik. Şairlerimiz, romancılarımız bugün de etkili. Ama kaçı? Olsa olsa birkaçı...  Devamı»
      Edebiyat-Ustune
      oktay-akbal
    • Cumartesi, 09 Kas 2013
      22:13
      0

      CEMAL SÜREYA - On üç Günün Mektupları

       CEMAL SÜREYA - On üç Günün Mektupları
         12 Temmuz 1972 Zuhal’im, hayat!                                             Hayatımsın. Bunu bilmeni isterim. En önce bunu bilmeni. Bir de şeyi bilmeni isterim: Benden yanlış yere, yok yere kuşkulanıyorsun. Sana hiçbir zaman hainlik etmedim ben. Edemem. Kaç yıldır evliyiz, yan yanayız. Hâlâ başım dönüyor senlen, esrikim senlen, seviyorum seni. Her geçen gün Devamı»
      CEMAL-SUREYA-On-uc-Gunun-Mektuplari
    • Perşembe, 31 Eki 2013
      21:53
      0

      “Bölükpörçük Yaşamlar” ve kelimeler - Nazan BEKİROĞLU

      “Bölükpörçük Yaşamlar” ve kelimeler - Nazan BEKİROĞLU
      Bir şair başka bir şairin romanını yazmaya kalkışınca ortaya çıkan sonuç, şairane bir üslûp. Kendisi de bir şair olan Anne Michaels’ın bol ödüllü gençlik yapıtı Bölükpörçük Yaşamlar (Timaş, 2013; mükemmel çeviri Kemal Atakay’a ait) bir şairden başka bir şaire uzanan bir metin. Nazi zulmü ölçeğinde şiddete dair bir kitap bu. Ama aynı zamanda kelimelere.  Çünkü şiddet, kelimelerle yakın ilişki içindedir. Ten unutsa bile acıyı kelimeler taşır. Değil kelime, bir harf Devamı»
      Bolukporcuk-Yasamlar-ve-kelimeler-Nazan-BEKIROGLU
    • Perşembe, 31 Eki 2013
      21:45
      0

      Şiirler Arasında - Selim İLERİ

      Şiirler Arasında - Selim İLERİ
      Eskiden merak ederdim... Tanışmalar oluyor, yeni kişiler tanıyordum; şiir okur musunuz diye sorardım. Yazar olduğumu bilmelerine karşın garipseyerek yüzüme bakarlardı.      Yanıt çoğu kez: Okumam, hayır, şiir okumam...     Şiire bu uzaklığın sebeplerini de merak ederdim. O kadar ki, 1990’larda bilgiççe saptamalarımı çiziktirmişim: Ortaöğretimde genç insana şiir sevdirilemiyor; ne şiir, ne öykü, ne roman, deneme, anı, gezi yazısı, hiçbiri. Edebiyat derse dönüşünce hayata açılamıyor, hayatın kılgısıyla örtüşemiyor...     Şunu Devamı»
      Siirler-Arasinda-Selim-ILERI
    • Salı, 29 Eki 2013
      23:26
      0

      Duvar mı Köprü mü? - Selim GÜNDÜZALP

      Duvar mı Köprü mü? - Selim GÜNDÜZALP
      Bir zamanlar yan yana çiftliklerde yaşayan iki kardeş anlaşmazlığa düştü. Yıllardır birlikte çalışırlar, yardımlaşırlar, aynı makineleri kullanırlardı. Yılların yardımlaşması ve iş birliği şimdi sona ermişti. Aslında bu küskünlük küçük bir yanlış anlamayla başlamış ve büyük bir soruna dönüşmüş, sonunda da yaralayıcı sözler patlak vermişti. Şimdi haftalardır birbirleriyle konuşmuyorlardı.   Bir sabah büyük kardeşin kapısı çalındı. Kapıyı açtığında karşısında elinde marangoz çantası olan bir adam buldu. “Birkaç günlük işe ihtiyacım var.” Devamı»
    • Salı, 29 Eki 2013
      23:02
      0

      POSTA KUTUSUNDAKİ MIZIKA - ALİ URAL

      POSTA KUTUSUNDAKİ MIZIKA - ALİ URAL
      Sevgili Dost, Sana mektup yazacağımı söylediğim günden beri bir telaş yaşanıyor postanelerde. Her postacı mektubu kendisi ulaştırmak istiyor sana. Güneşe tutulsa zarf, ilk kelimeler okunur mu? Mektuba nasıl başlamıştır acaba? Yaşlı postacılardan biri, “Azizim Efendim” diye başlamıştır mektup, diyerek bir tahmin yapıyor. Diğeri hayır, “Saadetlü”dür ilk kelime diye ısrar ediyor. “Gözüm nuru”, “İki gözüm”, “Ruhum ve karındaşım”, “Aziz ve güzide refikimiz efendim...” Her postacı bir şeyler söylüyor. İçlerinden biri abartıyor Devamı»
    • Salı, 29 Eki 2013
      22:07
      0

      MAVİSİNİ YİTİRMİŞ YAŞAMAK - ALİ ÇOLAK

      MAVİSİNİ YİTİRMİŞ YAŞAMAK - ALİ ÇOLAK
      Mavi tükendi. Renklerin en neşelisini ve en çocukçasını yitirdik. Göz ve gönül aydınlığımız; içimize ümit, özgürlük ve sonsuzluk duygusu getiren renk uçup gitti. Karardık. Maviyi sever miydiniz; şu, renklerin en çok doğup en çabuk ölenini? Mavinin ‘su rengi’ demek olduğunu bilir miydiniz? Adını sudan aldığını sonra gökyüzüne ağarak oradan suya ve insanlara gülümseyip durduğunu... O gülümseyiş ki yer üstünde yaşamın tellerine dokunmuş ve müziği başlatmıştır. Onun için yaşamak, mavi, müzikli Devamı»
    • Salı, 29 Eki 2013
      21:54
      0

      Kuşku Üstüne - Bacon

      Kuşku Üstüne - Bacon
      Kuşlar arasında yarasa ne ise düşünceler arasında kuşku da odur: İkisi de hep alaca karanlıkta uçarlar. Kuşkularımızı baskı altına almak, hiç değilse göz altında bulundurmak zorundayız çünkü kafamızı bulandırır, arkadaşlarımızı yitirmemize yol açar, işimizi alt üst edip çığırından çıkarır. Kralları zorbalığa, kocaları kıskançlığa, bilgin kişileri bocalamalara, kara düşüncelere sürükler kuşku.   Gönlümüzün değil, kafamızın bir yetersizliğidir kuşkular. Yiğit yaratılışta kişilere kuşkunun pek zararı dokunmaz çünkü böyleleri çoğunlukla enine boyuna düşünür, Devamı»
    • Salı, 09 Nis 2013
      22:25
      0

      Kaprissiz bir ilkbahar - Murat Belge

      Kaprissiz bir ilkbahar - Murat Belge
        Nasreddin Hoca, “Bahara bir şey dedik mi?” demiş. Demiş demesine de, ben ilkbaharımız olduğundan emin değilim; hele ki İstanbul’da. “Bahar, bari bu yıl cilve yapmasın” diye sabırsızlıkla beklerken, baharın bambaşka bir önemi olduğu günleri hatırlamaktan zarar gelmez. Bu kış çok zorlu geçti” diyordur, ‘Kanlıca’nın ihtiyarları’, böyle anılacak kimse kaldıysa. Evet, epeydir görmediğimiz şiddette bir kıştı. Şubatta hep beş, altı gün ‘bahar gibi’ olur. Bazı ağaçlar yanılır “Bahar geldi” diye Devamı»
      Kaprissiz-bir-ilkbahar
      Murat-Belge
    • Pazartesi, 01 Nis 2013
      22:17
      0

      SESSİZLİK - CEMİL KAVUKÇU

      SESSİZLİK - CEMİL KAVUKÇU
        O çocuk saatlerce, hiç bıkmadan denize neden bakar? Açıkta demirlemiş gemilere mi, balıkçı teknelerine mi, denize düşecekmişçesine bir taş gibi inen, sonra suyun yüzeyini yalayıp yükselen bet sesli martılara mı, ayaklarının dibine kadar usulca sokulan, ardından da oyun oynamak istiyormuş gibi geri kaçan beyaz köpüklü sulara mı; yoksa rüyalarına mı, kimselere söylemediği hayallerine mi? Belki de o çocuk kendine bakar; çünkü her şey onu ona anlatır. * Bir kadın, Devamı»
      sessizlik-cemil-kavukcu
    • Cumartesi, 30 Mar 2013
      23:49
      0

      CAHİT SITKI TARANCI’NIN ŞİİR ANLAYIŞI

      CAHİT SITKI TARANCI’NIN ŞİİR ANLAYIŞI
                                                     Savrulup gidiyorum.   Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine   Atlayıp gidiyorum. Bütün kumaşlarımı açtığım gibi yine Katlayıp gidiyorum.   Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri   Görünüp gidiyorum.   Ne belli bir yerim var, ne de sevdiğim biri   Sürünüp gidiyorum.   Gençler  Diyorlar  ki2    başlıklı  söyleşide,  şiirlerini  önce  içtihat  dergisine Abdullah Cevdet’e götürdüğünü, onun şiirlerini okuduktan sonra şiire yeteneği olduğunu, ama yayımlatmaktan   vazgeçmesini    Devamı»
      cahit-sitki-taranci
      cahit-sitki-tarancinin-siir-anlayisi
      anne-ne-yaptin
      Baudelaire
      olum