YAĞMUR – Tevfik Fikret

Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 199 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Yağmur-tevfik fikret

YAĞMUR-TEVFİK FİKRET

Tevfik Fikret, Yağmur adlı şiirinde son derece romantik, duygulu bir bakış açısıyla yağmurun yağışını ses ve görün­tü olarak tasvir etmiştir.

 

Yağmur, Tevfik Fikret'in tabiatı konu edinen şiirlerindendir.

 

Yağmur, Servet-i Fünun şiirinin özelliklerini yansıtması açısından da önemli bir örnektir. Bu şiirde, konunun özüne uygun aruz kalıplarını kullanmanın başarılı uygulaması vardır. Seçilen aruz kalıbı adeta yağmurun tıpır tıpır yağışı­nı canlandırmaktadır.

 

Küçük mut / tarid muh / teriz dar / beler

Kafesler / de camlar / da pür ih / tizaz

 

fe û lün / fe   û lün / fe   û lün / fe ul

 

o    Şair, aruzun kısa kalıpları ile bir ahenk oluşturmayı denemiş ve bunda başarılı olmuştur. Açık hece (ünlü) ile başlayan kalıplar ahenge katkı sağlıyor, adeta yağmur sesi oluşturuyor.

o    Şiirin bütününde oldukça güçlü ve sağlam bir kafiye yapısı var. Neredeyse şiirin bütününde tam ya da zengin -daha çok zengin- kafiye kullanılmıştır.

o    Şair, sert sessizlerle aliterasyon oluşturmuştur. Seçtiği kelimelerle, tekrarlarla adeta yağmurun camlara çarp­masını yansıtmak istemiştir.

o    Şiirin ilk bendinde ahengi sağlamak için ilk iki dizeyi bendin sonunda yeniden tekrarlamış; böylelikle yağmu­run sürekliliğini de vurgulamaya çalışmıştır.

o    Küçük mut / tarid muh /teriz dar / beler biçimindeki bölümlenişler kalıba uygun okunursa yağmurun, yağışındaki ritim kolaylıkla hissedilebilir.

o    Yağmur, sürekli olarak çekingen biçimde cama vuruyor; yağmur darbelerle cama vurdukça adeta üzüntülü, elemli şarkılar söylüyor. "İhtizaz, nağme-saz" kelimeleri bu yası, elemi yansıtacak biçimde, bilinçli olarak tercih edilmiştir. Bu sözcükler camlara çarpan yağmur damlalarının çıkardığı sesi de yansıtacak niteliktedir.

o    Şiirin başında ve sonunda, ilk iki dizeleri aynen tekrarlanan, kafiyeleri ve kafiye düzenleri aynı olan iki bent yer alıyor. Bentlerin arasında ise dokuz beyit var.

o    Bentlerin kafiye düzeni abbba biçiminde; beyitlerdeki dizeler ise birbiriyle kafiyeli.

o    Baştaki ve sondaki bentlerde yağmurun yağışı karamsar bir ruh hâli ile tasvir ediliyor.

o    Aralardaki beyitlerde ise yağmur sırasında sokaklarda görülen varlıklar, canlılar anlatılıyor. Şair de adeta yapa­yalnız biçimde ürkmüş, üşümüş bir hâlde sokaklarda yürümektedir.

o    Bu şiirde Tevfik Fikret bir resim çizmektedir. Servet-i Fünun şiirinde yer alan tabloların, resimlerin altına şiir yaz­ma modasının bir örneği ile karşı karşıyayız. Şiirin başındaki ve sonundaki iki bent bu resmin sınırlarını, çerçe­vesini belirlemiştir. Resimdeki asıl konu karanlık, soğuk bir havada yağan yağmurdur. Resmin içinde hareket halinde birtakım canlılar, varlıklar var; fakat bunlar geçici, bir anlık görüntülerdir. Bazı varlıklar geliyor, geçiyor, bulutlar kararıyor, boş sokaktan bir çocuk geçiyor, bu arada yağmur muttasıl (devamlı) yağıyor. Şair anılarına dalıyor, solgun bir kadının siyah bir örtüyü sürüyerek geçişi gözünde canlanıyor. Köpek ulumalarını hissediyor, korkuyor, sessizlikten ürperiyor.

o    Şiirin temasıyla, şiirin yazıldığı dönemin sosyal ve siyasi şartları arasında doğrudan bir ilgi kurulamasa da sem­boller, imgeler açısından bir ilgi vardır.

o    Karanlık, soğuk, ürpertici bir havada yağmur yağmaktadır. Bu durum ülkedeki baskıcı yönetim, ağır şartlar ola­rak düşünülebilir. Bulutlar kararıyor. Yani ülkenin ufku karanlıktır. Herkes korku içindedir. Sokaklarda hayaletler ve köpek ulumaları vardır. Kuşlar bile korku içinde beklemektedir.

o    Tanzimat döneminde yazılan şiirlerde daha çok sosyal ve toplumsal içerikli temalar işleniyordu. Hak, kanun, adalet, medeniyet, vatan sevgisi bu dönem şiirlerinin önemli konuları idi.

o    Servet-i Fünun dönemindeki şiirlerde sosyal ve toplumsal temalara yer verilmiştir. Bu dönem şiirlerindeki baş­lıca temalar aşk, tabiat, aile hayatı ve ferdi sıkıntılardır.

o    Tevfik Fikret, nazmı nesre (şiiri düz yazıya) yaklaştıran şairlerdendir. Yağmur şiirinde de konuşma dilini yansı­tan dizeler vardır.

 

"Bulutlar karardıkça zerrata bir

Ağır, muhtazır dalgalanma gelir."

 

dizelerinin oluşturduğu cümle konuşma dilinin doğallığını yansıtmaktadır.

 

Saçaklarda kuşlar – hazindir bu pek

Susarlar. Uzaktan ulur bir köpek

 

o    Yağmur şiirinde anlatılanları bir ressam rahatlıkla bir tablo biçiminde çizebilir.

Tabiatın gerçekçi biçimde tasvir edildiği bu şiir, parnasizm akımının özelliklerini yansıtır. Şiirin bütününden parnsizmle ilgili ipuçları çıkarmak mümkündür.

o    Yağmur şiirinde tabiat; karamsar, umutsuz bir insanın bakış açısıyla gerçeğe uygun biçimde yansıtılmıştır.

"Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır"

"Bulutlar karardıkça, zerrata bir

Ağır muhtazır dalgalanmak gelir."

 

"dem be dem"; vakit vakit ve devamlı anlamına gelir.

"nevha-ger"; ölü ağlayıcısı, ağıtçı demektir, "nevha" sesli ağlamadır.

"nağme-saz" şarkı söyleyendir.

 

Şair, yağmurun yağışını durmadan söylenen yaslı şarkılara, ağıtlara benzetiyor.

"dembedem, nevhager, nağmesaz" sözcüklerinin sıralanışı bir ritim oluşturuyor, yağmurun yağışını çok iyi yansıtı­yor.

 

Bu dizeden yağmurun, ölünün ardından sürekli ağlayan bir ağıtçıya ya da şarkıcıya benzetildiği de çıkarılabilir.

 

o    Servet-i Fünun şiiri çok açık değildir, her okuyanın ondan bir şey anlama şansı yoktur. Son derece kapalı, ken­dine özgü bir anlatımı vardır, "gûş-ı ruh, leyl-i yad" bu döneme özgü tamlamalardır; bu tamlamalarının gerçek anlamlarından bir şey çıkarılmaz.

 

Tanzimat döneminde de Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar kullanılmıştır; ama onların anlaşılması zor değildir. Tanzimat şiiri, Servet-i Fünun'a göre imgeler açısından oldukça somuttur.

 

"Küçük muttarid, muhteriz darbeler" dizesinde, "muhteriz darbeler" sözünde kapalı istiare vardır. Benzeyen (dar­be) var. Kendisine benzetilen yok, kendisine benzetilenin bir özelliği (muhteriz; çekingen) verilmiş.

 

Bu dizede "r" sesleri ile bir aliterasyon düşünülebilir, (seyl-abeler ağlaşır) seller ağlaşır sözünde teşhis (kişileştir­me) sanatı vardır.

 

"Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır" dizesinde tekrarlanan fiille tekrir sanatı yapılmış, dizenin anlamı da güçlendirilmiştir.

 

Öter gûş-ı ruhumda boş bir enin

Boğuk bir tezad-ı sükun u tanin

 

Yukarıdaki dizelerde geçen "gûş-ı ruh" sözünde kapalı istiare vardır.

 

"Öter, gûş, enin, boğuk, sükûn, tenin" kelimeleri ses ve işitme ile ilgilidir. Aynı konu ile ilgili kelime ya da sözler bir arada kullanılarak tenasüp sanatına başvurulmuştur. Ayrıca, kelimelerdeki "n" sesleri bir inleme sesi oluşturuyor.

 

Sükûn (sessizlik) ile tanin (çınlama) birbirine zıt kavramlardır; dolayısı ile tezat sanatı vardır.

 

Edebi sanatlar, şaire anlatmak istediklerini üstü kapalı biçimde ifade etme kolaylığı sağlamıştır.

 

o    Yağmur konusu Servet-i Fünun'dan önce bu tarzda hiçbir edebi dönemde işlenmemiştir. Dönemin ağır şartla­rı, sanatçının bakış açısını, bağlı olduğu parnasizm akımının anlayışı ise ifade biçimini etkilemiştir. Yağmur ge­lenekte rahmet olarak kabul edilir. Dertli, kederli biri yağmur yağdığını görünce göğün onun yasını paylaştığı­nı düşünür. Yağmur bu şiirde olduğu gibi üzüntüyü, kederi değil; sevinci, mutluluğu temsil eder.

o    Servet-i Fünun döneminde Batı, özellikle Fransız edebiyatı örnek alınmış, şairler olayları Fransız sanatçıları gi­bi algılayıp yorumlamaya çalışmışlardır.

o    Servet-i Fünuncuların topluma seslenmek gibi bir hedefleri yoktur. Onlar dar bir çevreye yönelik bir edebiyat oluşturmaya çalışmışlardır. Yaşadıkları devrin sosyal ve siyasal şartları onların toplum meseleleri ile ilgilenme­sine fırsat vermiyordu.

o    Yağmur şiirinde geçen "yağmur" bir imgedir. Sürekli yağmur yağıyor, yağmur ağlayarak, yas tutarak yağıyor. Yağmurun oluşturduğu sel suları da ağlayarak akıyor. Semayı karanlık kaplıyor, vakit gündüz olduğu halde or­talık gece yarısı gibi karanlıktır. Şairin bunlarla gerçek bir yağmur yağışını tasvir ettiği söylenemez. Onun anlat­tığı kendi bakış açışındın dış dünyadır, sosyal hayattır.

o    Şiirde anlatılan olaylar kahraman bakış açısıyla anlatılmıştır. Şair olayları bir resim çizer gibi anlatıyor, ama olay­ların kendi üzerindeki etkisine de yer veriyor.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir


6 × = 42