Tanzimat Edebiyatı Konu Anlatımı

Ana Sayfa » LYS EDEBİYAT » Tanzimat Edebiyatı Konu Anlatımı
Sitemize 16 Ağustos 2014 tarihinde eklenmiş ve 32 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

TANZİMAT EDEBİYATI

 

Batı  Uygarlığı  Etkisindeki  Türk  edebiyatının  başlangıcı Tanzimat edebiyatıdır. Bu edebiyat, Tanzimat'ın ilanından yaklaşık yirmi yıl sonra, 1860'ta başlamış, Servet-i Fünun edebiyatının başladığı 1896 tarihine kadar sürmüştür.

Sanat ve edebiyat akımları ya da dönemleri için belli bir tarihin esas alınması her ne kadar yanlışsa da çeşitli kaynaklarda Tanzimat edebiyatının, 1860'ta Şinasi'nin Agâh Efendi ile birlikte çıkardıkları "Tercüman-ı Ahval" gazetesi ile başladığı kabul edilmektedir.

Tanzimat edebiyatı, bir "dönem edebiyatı"dır. Ancak bu dönem,  demokratik  hak  ve  özgürlükler,  yönetici-sanatçı ilişkileri yönünden farklı nitelikler taşır. Tanzimat sanatçıla- rı, 1877'de II. Abdülhamit'in  Birinci  Meşrutiyet  Meclisi'ni kapatmasına kadar süren dönemde, toplum sorunlarıyla ilgilenen, sınırlı  da olsa demokratik  hak ve özgürlükleri kullanabilen sanatçılardır.

Oysa, II. Abdülhamit'in 1877'de başlayan baskıcı yönetimi, sanat ve edebiyatta önemli değişikliklere yol açar. Bu nedenle,  Tanzimat  edebiyatını,  BİRİNCİ  DÖNEM  (1860-

1877) ve İKİNCİ DÖNEM (1877-1896) olarak incelemek gerekmektedir.

 

 

 

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI Genel Özellikleri

1)  Sanat, toplumun batılılaşması için bir araç olarak kullanılmış; bu nedenle "toplum için sanat" anlayışı benimsenmiştir.

2)  Halka, halkın anlayabileceği bir dille seslenmek için, yapıtlar "yalın Türkçe" ile yazılmaya çalışılmış; ama bunda yetersiz kalınmıştır.

3)  Yeni  düzyazı  türlerinin  edebiyata  girmesiyle  birlikte, cümleler kısaltılmış, noktalama işaretleri kullanılmaya başlanmıştır. Divan düzyazısının süslü, sanatlı anlatı- mı yerine düşünce özü taşıyan bir anlatım hedeflenmiştir.

4)  Şiirde, yeni konular (yurt, ulus, özgürlük, insan hakları, hukukun üstünlüğü…) ele alınmış; ama Divan edebiyatı nazım biçimleri (gazel, kaside, terkib-i bent…) bırakı- lamamıştır.

5)  Fransız edebiyatı örnek alınmış, klasisizmin ve roman- tizmin etkisinde kalınmıştır.

6)  İlk örnekleri bu dönemde verilen roman, teknik bakımdan  zayıf  ve  kusurludur.  "Alafrangalık  özentisi,  aile sarsıntıları, evlilik, köle ticareti…", bu dönem romanı- nın başta gelen konularıdır.

7)  Tiyatro, toplumun eğitimi için bir okul gibi görülmüş, sahne tekniği ve dil bakımından başarılı örnekler verilmiştir.

 

Not: Bu dönem, bir "ilk'ler edebiyatı" olup "Şinasi, Namık

Kemal, Ziya Paşa Okulu" olarak da adlandırılır.

 

İlkler:

•   Özel Türkçe gazete: Tercüman-ı Ahval, Şinasi, Agâh

Efendi (1860).

•   Makale: Mukaddime,  Şinasi (Tercüman-ı Ahval'in ilk başyazısı).

•   Tiyatro: Şair Evlenmesi, Şinasi (1859).

•   Çeviri roman: Tercüme-i Telemak, Yusuf Kâmil Paşa

(Fenelon'dan, 1859).

•   Yerli  roman:  Taaşşuk-ı  Talat  ve  Fıtnat,  Şemsettin

Sami (1872).

•   Edebi roman: İntibah, Namık Kemal (1876).

•   Tarihi roman: Cezmi, Namık Kemal (1880).

•   Köy romanı: Karabibik, Nabizade Nazım (1890).

•   Eleştiri: Tahrib-i Harabat, Namık Kemal (1885).

 

 

 

Birinci Dönem Tanzimat Yazarları

 

 

ŞİNASİ (1826-1871)

Batı uygarlığı etkisi altındaki Türk edebiyatının kurucusu- dur. "İlk"leri başlatan öncü kişiliği ile dikkati çeker. Yeni Türk edebiyatının tüm sanatçıları O'nun açtığı yolda ye- tişmiş ve ilerlemişlerdir. Divan edebiyatının klasik kaside- cilik geleneğinden uzaklaşarak, bu tür şiire "nesnel" bir yaklaşım kazandırır. Edebiyatımızın ilk özlü düşüncelerini O'nda görürüz: "Milletim nev-i beşer, vatanım ruy-i zemin" (Bütün  insanlar  milletim,  yeryüzü  vatanımdır).  Şair  Evlenmesi adlı tek perdelik töre komedisi ile batılı anlamda ilk tiyatro örneğini verir. Bu eser, geleneksel halk tiyatrosu (Karagöz, Ortaoyunu) ile Batı tiyatrosu tekniğini kaynaştı- ran,  sahne  dili  güçlü,  çok  olumlu  bir  başlangıcı  temsil eder. Şinasi, klasisizmin etkisinde kalmış bir sanatçıdır. Noktalama işaretlerini ilk kez kullanan da Şinasi'dir.

Yapıtları: Şair Evlenmesi (tiyatro), Müntehabat-ı Eş'ar (şiir), Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyye (ilk folklar araştırması sayılan atasözü derlemesi), Tercüme-i Manzume (şiir çe- virisi);Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr (gazete)…

 

 

NAMIK KEMAL (1840-1888)

 

Gençliğinde Divan edebiyatı yolunda şiirler yazmış, Şinasi ile tanıştıktan ve Avrupa'ya gittikten sonra, yeni edebiyatın gelişmesi ve yayılması için mücadele etmiştir. İdeallerini, yapıtlarında savunduğu görüşlerini, siyasal yaşamı ile bir- leştiren,  kısa  yaşamına  büyük  mücadeleler  sığdıran  bir yazar ve eylem  adamıdır.  Edebiyatın  her dalında  yapı

vermiştir. Biçim bakımından eski olan şiirlerinde, edebiya- tımızın o zamana kadar tanımadığı "yurt, ulus, özgürlük" gibi yeni konuları işlemiştir. O, şiirlerinde "yeni bir insan" tipi yaratmıştır. Divan şiirinin aciz, kulluk anlayışıyla biçim- lenmiş edilgin insanı yerine, "kararlı, inançlı, etkin insan" anlayışını benimsetmeye çalışmıştır. Bu, onun en önemli özelliklerinden biridir.

 

Yapıtları:  Şiirleri,  kitap  olarak  yayımlanmamıştır.  Vatan Yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Âkif Bey, Gülnihal, Cela- lettin Harzemşah, Kara Bela (tiyatro),  İntibah  (Sergü- zeşt-i  Âli  Bey  ya  da  Son  Pişmanlık),  Cezmi  (roman); Tahrib-i Harabat, Takip (eleştiri); Tasvir-i Efkâr, Hürriyet, İbret (gazete); ayrıca Osmanlı Tarihi ile ilgili çalış- malar…

 

 

 

 

ZİYA PAŞA (1825-1880)

 

 

Hem eski hem de yeni edebiyatı destekleyen tutumuyla "ikili"  bir karakter gösterir.  "Şiir ve İnşa"  makalesinde, edebiyatımıza  doğal bir söyleyiş kazandırmak için Halk

 

Edebiyatı biçimlerine ve söyleyişine yönelmek gerektiğini ileri sürmüş; bir de hece ölçüsüyle "Türkü" adlı şiir yazmış; sonradan Harabat adlı antolojisinde Divan şiirini göklere çıkarmış, Halk edebiyatını yermiştir. Asıl ününü ise genel doğrularla birlikte Doğu düşüncesinin değer yargılarını yansıtan Terkib-i Bent adlı manzumesiyle elde etmiştir. Düzyazı türündeki yapıtlarında zulme,  haksızlığa,  çalıp çırpmaya ve geriliğe karşı çıkmıştır.

 

Yapıtları: Eş'ar-ı Ziya, Külliyat-ı Ziya (ölümünden sonra yayımlanan şiirler); Zafername(yergi); Harabat (3 cilt, Divan edebiyatı antolojisi); Rüya, Veraset Mektupları (siyasal içerikli yazılar); Defter-i A'mâl (anı)…

İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI

 

 

Genel Özellikleri

 

1)  Sanatçılar, toplumsal sorunlardan uzaklaşmış, "sanat için sanat" eğilimi içine girmişlerdir.

 

2)  Dilde sadeleşme çabaları duraksamış, dil ağırlaşmıştır.

 

3)  Şiirin konusu genişletilmiş, şiirde biçim bakımından da yenilikler görülmeye başlanmıştır.

 

4)  Birinci dönem sanatçılarına göre roman ve öyküde daha yetkin ürünler verilmiş, teknik bakımdan güçlü ya- pıtlar görülmeye başlanmıştır. Romanda realizmin et- kisi başlamış, ilk realist  roman (Recaizade Ekrem: Araba Sevdası) yazılmıştır. Natüralizmin etkileri görülen ve ilk köy romanı kabul edilen, Nabizade Nazım'ın Karabibik adlı yapıtı da bu dönemin ürünüdür.

 

5)  Tiyatro  önemini  yitirmiş,  birinci  dönemde  başlatılan olumlu gelişmeler devam ettirilememiş; sahne dili zayıf, oynanma amacı olmayan ürünler verilmiştir.

 

Not: Bu dönem, Servet-i Fünun anlayışının hazırlayıcısı da sayılan "Ekrem-Hâmit-Sezai Okulu" diye de anılır.

 

 

 

 

İkinci Dönem Tanzimat Yazarları

 

 

RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847-1914)

 

Batı edebiyatı yanlısı genç  yazar  ve  ozanlara  önderlik eden öğretmen kişiliğiyle tanınır. Eski edebiyat yanlılarına karşı, yeni edebiyatı savunmuştur. Bu nedenle "Üstad Ekrem" diye anılmıştır. Yeni edebiyat kurallarını tanıttığı Talim-i Edebiyat adlı yapıtı, yıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur. Orta düzeyde bir şair olarak kabul edilir. Arka arkaya yitirdiği çocukları için yazdığı ölüm şiirlerinde daha başarılıdır. Hece ölçüsünü de deneyen ("Ah Nijat" başlıklı şiir) Ekrem, şiirin konusunu genişletmiş, eski edebiyat taraftarlarının önderi durumunda olan Muallim Naci'yle "kafiyenin göz için mi, kulak için mi olacağı" konusunda uzun biçim tartışmalarına girmiştir.  Düzyazı türünde de yapıtları bulunan Recaizade Ekrem, oyunlarında, Molière'den etkilenerek klasisizmin, romanda ise realizmin etkisinde kalmıştır.

 

Yapıtları: Zemzeme I – II – III, Nijat Ekrem (şiir); Araba Sevdası,  Muhsin Bey,  Şemsa  (roman);  Afife Anjelik, Atala, Vuslat ve ölümünden sonra ortaya çıkan başarılı bir komedi:Çok Bilen Çok Yanılır (tiyatro); Talim-i Edebiyat  (edebiyat kuramlarıyla ilgili inceleme);Takdir-i  Elhan ile Zemzeme (III) Önsözü (eleştiri)…

 

 

ABDÜLHAK HÂMİT TARHAN (1852-1937)

 

Türk şiirinin içerik ve biçim bakımından yenileşmesine büyük katkılarda bulunmuş bir sanatçıdır. Yaşadığı dönemde "Şair-i Âzâm" diye adlandırılmış, o dönemin en ünlü şairi kabul edilmiştir. Hece ölçüsünü de denemiştir. Ancak yerinde sayan yeteneği, özellikle de dilinin eskiliği yüzünden günümüze ulaşamamış,  unutulmuş gitmiştir.  Eşi Fatma Hanım'ın ölümüyle ilgili olarak yazdığı ölüm şiirleri, en çok bilinen şiirleridir. Yabancı toplumların yaşamını ve tarihsel konuları işlediği tiyatro yapıtlarında Shakespeare, Racine ve Corneille'i taklit etmeye çalışmıştır. Hâmit, "milli tiyatro" adını verdiği bu alandaki çalışmalarıyla Tanzimat'ın Birinci Dönemi'nde başlayan olumlu girişimleri tersine çevirmiştir.

 

Yapıtları:  Sahra  (pastoral bir yapıttır),  Belde,  Makber, Ölü, Hacle, Bunlar O'dur (şiir); İçli Kız, Duhter-i Hindu, Tarık, Eşber, Tezer, Sardanapal, Liberte, Finten (manzum ve nesir tiyatroları)…

 

 

SAMİPAŞAZADE SEZAİ (1860-1936)

 

Edebiyatımızda realist türde ve köle ticaretini konu alan Sergüzeşt adlı romanıyla  tanınmıştır.  Sergüzeşt'te romantik anlayışın etkileri sürmekle birlikte bu yapıt esas olarak realisttir. Burada, Dilber adlı esir bir kızın yaşamı anlatılır. Yazarın diğer önemli yapıtı ise batılı anlamda kısa öykü anlayışının bizdeki ilk örneklerinden sayılan Küçük Şeyler'dir.

 

 

TANZİMAT DÖNEMİNDEKİ DİĞER YAZARLAR

 

Tanzimat edebiyatının birinci ve ikinci dönemlerinde dil, tarih ve tiyatro alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan öteki sanatçılar ise şunlardır:

 

AHMET VEFİK PAŞA (1823-1891)

 

Molière'den yaptığı çeviri ve uyarlamalarıyla (adaptasyon) tanınır. Yazarın bir önemli yanı da Türk dili ve tarihi ile ilgili çalışmalarıdır.

 

Yapıtları: Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Tartuffe, Okumuş Kadınlar (çeviri tiyatro); Zor Nikâhı, Zoraki Tabip, Tabib-i  Aşk, Dekbazlık, Meraki, Azarya, Yorgaki Dandini(adaptasyon); Lehçe-i Osmani (sözlük). Türklerin tarihini araştıran Ebülgazi Bahadır Han'ın  Şecere-i Türki adlı yapıtının çevirisi önemlidir.

 

 

ÂLİ BEY (1844-1899)

 

"Direktör Âli Bey" diye de anılır. Tiyatro ve mizah alanındaki çalışmalarıyla tanınır.  Türk tiyatrosunun,  kişiliğini bulmasında ve doğal bir sahne dilinin oluşumunda önemli katkılar sağlamıştır. Türk mizah edebiyatının öncülerinden olan Âli Bey'in tiyatro yapıtları günümüzde de sahnelenmektedir.

 

Yapıtları: Misafiri İstiskal, Geveze Berber, Letafet (tiyatro); Ayyar Hamza (Scapin'in Dolapları), Memiş Ağa, Kokona Yatıyor (adaptasyon); Lehçetü'l-Hakâyık (sözcüklerin mizahi yönden karşılıklarını veren bir sözlük)…

 

ŞEMSETTİN SAMİ (1850-1904)

 

İlk yerli roman kabul edilen Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat'ın yazarı olan Şemsettin Sami, Tanzimat döneminin en bü- yük dil bilginidir. Türkçenin sadeleşmesi konusunda ilk bi- limsel yaklaşımları ortaya koymuş; yetkin bir edebiyatın ancak sade bir dille gerçekleşebileceğine dikkat çekmiştir.

 

Yapıtları: Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat (roman); Kamus-ı Türkî  (Türkçenin ilk büyük sözlüğü sayılır),  Kamus-ı Fransevi, Küçük Kamus-ı Fransevi (Türkçeden Fransız- caya, Fransızcadan Türkçeye Sözlük), Kâmus-ül A'lâm (6 cilt, Türkçenin tamamlanmış ilk ansiklopedisidir). Çeviriler: Sefiller (Victor Hugo), Robinson (Daniel Defoe)…

MUALLİM NACİ (1850-1893)

Eski edebiyat taraftarı olan görüşleriyle tanınır.

Yapıtları:  Ateş-pâre,  Şerâre,  Füruzan  (şiir);  Ömer'in Çocukluğu (anı); Demdeme (eleştiri);Lügat-ı Naci (sözlük)…

 

NABİZADE NAZIM (1862-1893)

 

Edebiyatta, konuşma dilinden yararlanmak gerektiğini savunmuş; kişilerini, kendi dilleriyle konuşturmaya çalışmıştır. Araya girip kendi düşüncesini belirtmekten kaçınarak öyküleme tekniğine uyan bir yapı kurmayı başarmıştır. "Karabibik"te ilk kez toprakla ilgili sorunları işlemiş; Antalya-Kaş ilçesine bağlı Beymelik köyünün insanlarını tanıtmıştır. "Zehra" romanında, psikolojik çözümlemelerden de yararlanarak eski İstanbul yaşamını sergilemiştir. Yapıtlarında natüralist-realist etkiler görülür.

 

Yapıtları: Yadigârlarım, Hâlâ Güzel (uzun öykü); Karabibik (uzun öykü-roman); Zehra(roman)…

 

AHMET MİTHAT (1844-1913)

Yapıtlarında halkın eğitimini ön planda tutmuştur. Okuyucuya bilgi vermek için sık sık konu dışına çıkar; anlatımda araya girerek okuyucu ile konuşur gibi yazar. Bu, ondaki romantik etkileri göstermektedir. Fen, sanat, tarih, coğrafya vb. her alanda ansiklopedik bilgi aktarır. Çok üretken bir yazardır; 200 kadar kitap yazmıştır.

Yapıtları:  Hasan Mellah,  Hüseyin  Fellah,  Yeniçeriler, Henüz On Yedi Yaşında, Felatun Bey ile Rakım Efendi (roman); Letaif-i Rivayat   (25 kitap; telif, çeviri öykü)… Ayrıca tiyatro, tarih, anı, gezi türlerinde pek çok yapıtı vardır.

 

ÖRNEK 4

 

"Bizde roman Halit Ziya ile başlar. Namık Kemal'in romanı, sadece denemede kaldı. Onunla hemen aynı yıllarda işe başlayan Mithat Efendi'nin halka okuma zevkini aşıla- maktaki hizmeti inkâr edilemez. Fakat sanat yapıtının ilk koşulu olan biçimden daima yoksundu. Birçok sorunlara dokunmasına, hayatımızdaki aykırılıkları görmesine, hatta şöyle böyle sürükleyici olaylar bulma yeteneğine karşın yazdıklarına hiçbir hayat sıcaklığı geçirmedi. Bulduğu bazı yerli tipler, romancılık sanatına, ancak başkalarının elinde yeniden yoğrulduktan sonra mal oldu."

 

Parçada Ahmet Mithat'ın romancılığına ilişkin özelliklerden hangisine değinilmemiştir?

 

A) Okuyucunun genel bilgisini genişletmeyi amaçlaması

B) Geniş halk kitlelerine okumayı sevdirmesi

C) Romanlarının teknik yönden kusurlu olması

D) Kimi romanlarında "realizm"in izlerinin bulunması

E) Kimi romanlarında yerli hayat sahnelerine rastlanması

(1982 ÖYS)

 

ÇÖZÜM

Ahmet Mithat'ın akla ilk gelen özelliği, yapıtlarıyla geniş kitlelere okumayı sevdirmeye çalışması (parçada bu var) ve romanlarında olsun öykülerinde olsun, olayın akışını keserek okurlara çeşitli konularda bilgiler vermeye çalışmasıdır (Parçada buna değinilmemiş). Buna göre B, C, D, E parçada yer almış, A'ya değinilmemiştir.

Yanıt: A

 

TANZİMAT EDEBİYATINDA ÖYKÜ VE ROMAN

Divan edebiyatımızın Leyla ile Mecnun, Hüsrev ile Şirin, Yusuf ile Züheyla gibi mesnevilerini; halk edebiyatımızın Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kanber gibi öykülerini ve meddah öykülerini; Battal Gazi, Hayber Kalesi gibi dinsel ve tarihsel öyküleri bir kenara bırakırsak, Avrupa'daki anlamıyla öykü ve roman türleri Türkiye'ye Tanzimat edebiyatı ile girmiştir. Çeviri ile başlayan bu süreç, taklitler ile devam ederek gelişmiş ve zamanla kimliğini kazanarak günümüze gelmiştir.

Edebiyatımızda görülen roman biçimindeki ilk eser, Yusuf Kâmil Paşa'nın Fénelon'dan çevirdiği "Telemak"tır (1859). Bu eser özetlenerek çevrilmesine karşın uzun yıllar ("ahlak kitabı" olarak görüldüğünden) okullarda okutulmuştur.

Bu ilk dönemde bu çeviriyi izleyen birçok eser daha çevrilmişti. Ancak, bu eserlerdeki en büyük sorun "dil"di. Dil oldukça ağırdı. Alışılagelen eski dil kullanımı Batı romanı- na uygun değildir. İkincisi de Batı kültürü ile Osmanlı kültürü arasındaki ahlak farkıydı. Çevrilecek eserler Müslüman ahlakına ters düşmemeliydi.

Türk edebiyatında öykü ve roman alanındaki yerli ürünler, Ahmet Mithat'ın 1870'te basılan  "Kıssadan Hisse"  ve "Letaif-i Rivayat" adlı öykü kitapları ile verilmeye başlandı.

Tanzimat döneminde çeviri eserler için söz konusu olan dil ve ahlak sorunları yerli eserlerin de başlıca sorunları oldu.

 

 

Tanzimat Edebiyatı Öykü ve Roman Özellikleri:

1)  Tanzimat edebiyatı öykü ve romanında olaylar çoğunlukla günlük yaşamdan veya tarihten alınmıştır; olayların olmuş ya da olabilir izlenimi vermesi gerektiği ko- nusunda bütün Tanzimat romancıları birleşmişlerdir.

2)  İlk öykülerde topluluk önünde anlatılan meddah öykülerinin etkisi ve tekniği görülür.

3)  Daha ilk eserlerden başlayarak,  Tanzimat edebiyatı öykü ve romancılarının bir kısmı halka (Ahmet Mithat, Emin Nihat,  Şemsettin Sami,  Nabizade  Nazım),  bir kısmı aydın kişilere (Namık Kemal,  Sami  Paşazade Sezai, Recaizade Mahmut Ekrem) seslenmeyi tercih etmişlerdir.

4)  Bunun sonucu olarak da, halka seslenen yazarlar sade dille,  aydın kişilere seslenen yazarlarsa yabancı sözcük ve dil kuralları ile yüklü bir dille yazmışlardır.

5)  Eserler genel olarak, duygusal, acıklı konular üzerine kurulmuştur.

6)  Tanzimat öykü ve romanında, "Tutsaklık", zorla yapılan evliliklerin doğurduğu acı sonuçlar; Batı uygarlığı ile Osmanlı uygarlığı arasındaki farkların karşılaştırılması; kadın erkek arasındaki ilişkilerde değişik ortamlarda gelişen evlilik, âşık olma temaları ağırlıklı olarak işlenmiştir.

7)  Tanzimat edebiyatının ilk döneminde yetişen ve romantizm akımının etkisi altında kalan yazarların eserlerinde bu akımın özelliği olarak:

a) Tesadüflere çok yer verilmiştir.

b) Yazarların kişiliği gizlenmemiş; ikide bir okuyucuya "Ey Kaari!" (okuyucu) diye seslenilmiş; olaylar okuyucuyla konuşa konuşa yürütülmüştür.

c) Sırası düştükçe, olayın yürüyüşü durdurulmuş, birtakım bilgiler verilmiştir.

d) Roman aracılığı ile bireyi eğitme ve toplumu düzeltme amacı gözetilmiş; bunun için de siyaset, din, ahlak, felsefe ile ilgili düşünce ve bilgiler ya olayın akışı durdurularak ya da olayların örülüşü içinde dolaylı olarak okuyucuya aktarılmıştır.

e) Kahramanlar çoğu zaman yaşamdan alınmış doğal kişilerdir. Ancak kimi zaman olağanüstü olaylara ve insanlara da yer verilmiştir.

f)  Kahramanlar çoğu zaman tek yönlüdür. İyiler tamamen iyi, kötüler de tamamen kötüdür.

g) Olayların sonunda,  çoğu zaman iyiler ödüllerini, kötüler ya da suçlular cezalarını alırlar.

h) Kahramanlar çoğu zaman bir görüşte âşık olurlar.

i)  Yer ve çevre tasvirleri çoğu zaman eseri süslemek için yapılmıştır.

j)  Kişi tasvirleri de çoğu zaman olay içinde eritilmemiş; tersine, olayın yürüyüşü durdurularak, kişinin kaşı, gözü, saçı  teker teker anlatılmıştır.

8)  Tanzimat edebiyatının ikinci döneminde yetişen realizm (gerçekçilik) ile natüralizm (doğalcılık) akımlarının etkisi altında kalmaya başlayan yazarların eserlerinde ise, gözleme önem verilmiş, nedenlerle sonuçlar arasında bağlar aranmış, olağanüstü olaylar ve kişiler bırakılmış, anlatılan her şeyin olabilir izlenimini bırakmasına dikkat edilmiştir.

 

 

 

Tanzimat Edebiyatının Öykü ve Roman Yazarlarının Başlıcaları

 

Romantizm etkisi altındakiler:

– Ahmet Mithat

– Şemsettin Sami

– Namık Kemal

 

 

Realizm etkisi altındakiler:

– Samipaşazade Sezai

– Recaizade Mahmut Ekrem

 

 

Natüralizm etkisi altındakiler:

– Nabizade Nazım

 

 

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir


× 6 = 30

Önceki yazıyı okuyun:
MODERN TÜRK EDEBİYATI – BATI ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI

Çağdaş Türk Edebiyatı, Osmanlı Devleti’nin gerilemesinin hızlandığı, yapılan yeniliklerin başarıya ulaşamadığı, batıya yönelme gereğinin duyulduğu bir zamanda, yani 1839’da Tanzimat...

Kapat