Servet-i Fünun Edebiyatı Nazım Şekilleri

Ana Sayfa » 11.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » Servet-i Fünun Edebiyatı Nazım Şekilleri
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 133 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Servet-i Fünun Edebiyatı Nazım Şekilleri

NAZIM BİÇİMLERİ

A. DİVAN EDEBİYATINDAN ALIP GELİŞTİRDİKLERİ

B. BATI EDEBİYATINDAN ALDIKLARI ŞEKİLLER

C. KENDİ GELİŞTİRDİKLERİ ŞEKİLLER

"Müstezaf'ın sözlük anlamı "ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış" demektir. Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazıldığından bu adı almıştır. Eklenen bu kısa dizeye "ziyade" denir. Ziyadeler, asıl dizenin anlamını tamamlar niteliktedir. Ancak şairler genelde bu kurala dikkat etmemişler; kısa dizeleri, şiirin monotonluğunu ortadan kaldırmak amacıyla kullanmışlardır.

Serbest müstezat, Divan edebiyatında kullanılan "müstezat" nazım biçimi esas alınarak Servet-i Fünûncular tarafından geliştirilmiştir. Fransız sembolistlerinin özgürce yazdıkları şiir biçimlerinden etkilenilerek oluşturulmuştur.

Serbest müstezat, aruzun çeşitli kalıplarıyla yazılır. Temel olarak alınan kalıbın değişik parçaları farklı düzenlerle bir arada kullanılabilir. Aynı nazım içinde yalnız bir kalıp değil, başka başka kalıplar ve bunların parçaları kullanılabilir. Uzun ve kısa dizeler kimi zaman belli bir düzen içinde sıralanır, çoğunlukla da herhangi bir düzene bağlı kalınmaz. Uyak örgüsünün düzenlenişi de kurala değil, şairin isteğine bağlıdır.

Bu nazım biçiminde düşünceler, dizeden dizeye atlayarak devam eder. Nazım, giderek nesre yaklaşmış olur. Bütün güzelliği öne çıkar. Dizeler arasında noktalama işaretleri kullanılır. Serbest müstezat, serbest nazıma geçişi sağlamıştır.

Servet-i Fünûn sanatçılarından olan Tevfik Fikret'e göre, Divan edebiyatının alışılagelmiş mısra yapısı, hele uzun şiirlerde, rahatsız edici bir monotonluk yaratmaktadır. Tevfik Fikret, Divan edebiyatında var olan "müstezat" nazım biçimini geliştirerek "serbest müstezaf'ı kullanmıştır. Şair, yaptığı bu uygulamalarla, müstezadın alışılmış "mef'ûlü / mefâ'îlü / mefâ'îlü / fe'ûlün / mef'ûlü / fe'ûlün" şeklindeki kalıbını kırmış, bu şekilde yeni bir ritim elde etmeye çalışmıştır. Onun bu denemelerine daha sonra arkadaşları da katılmışlardır. Bu alanda Cenap Sahabettin büyük başarı göstermiştir. Cenap Sahabettin, şiiri her şeyden önce bir ahenk sanatı kabul ettiği için, doğanın seslerini taklit eden bir şiir dili kullanmaya özel çaba göstermiştir. Bunu sağlamak için de nazım şekilleriyle oynamaktan çekinmemiştir.

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir


9 × = 9

İlgili Terimler :
Önceki yazıyı okuyun:
Servet-i Fünun Edebiyatının Temsilcilerinin ortak özellikleri

Servet-i Fünun edebiyatı döneminde eser ver­dikleri halde bu topluluğa katılmayan ve bağım­sız kalan sanatçılar şunlardır: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim....

Kapat