Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler

Ana Sayfa » 9.SINIF » TÜRK EDEBİYATI » 9.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI » Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler
Sitemize 16 Temmuz 2014 tarihinde eklenmiş ve 318 views kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Olay çevresinde oluşan edebi metinler ikiye ayrılır:

1.      Anlatmaya bağlı edebi metinler

2.      Göstermeye bağlı edebi metinler

*** Tablo için lütfen kitabınızın 92. sayfasına bakınız.***

Anlatmaya bağlı edebi metinler

Destan, masal, halk hikâyesi, mesnevi, manzum hikâye, hikâye ve roman.

Anlatma esasına bağlı edebi metinler, yaşadığımız dünyada gerçekleşmiş veya gerçekleşen bir olayı, görünüşü olduğu gibi anlatmazlar. Sanatçı dış dünyadan aldığı gerçekliği, kendi duygusu, iç dünyası, yaşadığı dönemin özellikleriyle ve düşünceleriyle yoğurur; yaptığı seçimi okuyucunun hizmetine sunar. Bunu yaparken anlatacağını bir olay çevresinde ve bir anlatıcı ile oluşturur. Anlatmaya bağlı metinlerde üzerinde yaşadığımız dünyada görülen varlık, eşya, insan ve olaylardan hareketle yeni bir evren anlatılmaktadır. Bu evren kurmaca evren olarak adlandırılır. Edebi metinlerin özelliklerinden biri kurmaca oluşlarıdır. Amaçları okuyucu veya dinleyicide estetik yaşantı uyandırmak, böylece onları zenginleştirmektir. Anlatma esasına bağlı ilk metin türü masal ve destandır. Olay çevresinde gelişen anlatma esasına bağlı metinlerin gelişimi masal ve destandan modern tarz romana uzanan bu çizgidir.

Destan
Destanlar, önemli tarihsel olayların efsaneleşmiş hikâyeleridir. Milletlerin tarih öncesi dönemlerindeki kuraklık, göç, deprem gibi büyük felaketlerini dile getiren destanlar bu bakımdan milli ve anonim ürünlerdir. Edebi türlerin çoğunluğuna kaynaklık eden destanlar, tarih öncesi dönemlere ait toplumları yöneten güçlerin maceralarını anlatırlar.

İran’da Firdevs’inin yazdığı Şehname, Yunan'da Homeros'un Ilyada ve Odise, Finlilerin Kalavela, Hintlilerin Ramayana ve Mahabbarata destanları ünlüdür. Türk destanları da Islamiyet'ten önce ve sonra olmak üzere iki kısımdadır. Yaratılış Destanı, Saka Destanı, Hun-Oğuz destanları ıslamiyet öncesinin; Manas, Battal Gazi, Köroğlu destanları da ıslamiyet sonrasının önemli destanlarıdır.

MasalYazarı belli olmayan, olayları bilinmeyen bir ülkede ve zamanda geçen, içinde olağanüstü olayların geçtiği, kendine özgü bir anlatım biçimi olan edebi metinlerdir. Anonim olan masalların, ağızdan ağza nakledildiği için kendine özgü bir anlatım biçimi ve planı oluşmuştur. Başlangıçları ve sonuçları kalıplaşmıştır. Başlangıçta döşeme denilen, bir varmış bir yokmuş gibi tekerlemeyi andıran bir söyleyiş; sonuçta da gökten üç elma düştü gibi dua çevresinde iyilere armağan kötülere ceza verdiren bir geleneği oluşmuştur.
Halk hikayeleri Bir takım tarihsel şahsiyetlerin, aşıkların, halk arasında ünlü olmuş kahramanların serüvenlerini, maceralarını anlatan hikayelerdir. Kesin bir tarihsel olay söz konusu değildir. Nazım ve nesir karışıktır. Aşk ve kahramanlık konularını anlatırlar. Anlatıcılarına meddah denir. Aşık Garip, Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber en çok bilinen halk hikayeleridir.

Mesnevi
Mesnevi; uzun aşk maceralarının, öğütlerin ve çeşitli konuların anlatıldığı; her beyti kendi içerisinde
kafiyeli eski Türk edebiyatı nazım biçimidir. Bir olayı anlatmak çevresinde oluştukları için, edebiyatımızın ilk roman örnekleri olarak da kabul edilirler.

Manzum Hikaye
Manzum Hikaye; bir mekan, bir zaman ve kişiler etrafında gelişen olay örgüsünü şiir halinde anlatan nazım biçimidir. Türk edebiyatında Tanzimat sonrasında gelişen bu türün en güzel örneklerini Tevfik Fikret ve Mehmet Akif Ersoy vermiştir.

Hikâye
Hikaye; dış dünyada karşılaşabileceğimiz türden olayları, kurgulayarak, belirli bir hacim içerisinde anlatan metinlere denir.

Dünyada Guy de Maupassant ve Çehov kendi isimleriyle özdeşleşen iki hikâye tarzı oluşturmuşlardır.

Maupassant tarzında olaylar, Çehov tarzında da durum belirginleştirilir.

 

Türk edebiyatında ilk hikaye örneklerini Samipaşazade Sezai ve Halit Ziya Uşaklıgil vermişlerdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin, Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Tarık Buğra, Haldun Taner önemli hikâyecilerimizdendir.

Roman
Roman; Anlatma esasına bağlı metinlerin en gelişmiş olanı romandır. Mekan, zaman ve kişiler etrafında gelişen geniş ve kapsamlı olay örgüsü, yazarın sözünü teslim ettiği bir anlatıcı tarafından okuyucuya aktarılır. Romanları konuları bakımından macera, tarihsel, töre, psikolojik, ideolojik gibi alt başlıklara ayırmak da mümkündür.

Dünyanın tanınmış romancıları arasında Cervantes, Balzac, Stendhal, Tolstoy, Dostoyevski, Gorki, Turgenyev, Dickens, Flaubert, Steinbeck sayılabilir.

 

Türk edebiyatına roman, Tanzimafla birlikte gelmiştir. İlk roman örneği olarak Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Tal'at ve Fitnat (1872) adlı eseri kabul edilmektedir. Namık Kemal, Ahmet Midhat Efendi, Recaizade Ekrem, Nabizade Nazım, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, 'Peyami Safa, Tarık Buğra, Ahmet Hamdi Tanpınar, Samim Kocagöz, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Attila ılhan, Oğuz Atay, Adalet Ağaoğlu, Selim İleri, Buket Uzuner, Orhan Pamuk edebiyatımızın önde gelen romancılarımızdandır.

 

2. Göstermeye Bağlı Edebi Metinler
Göstermeye bağlı edebi metinlerin tümüne genel olarak tiyatro, drama veya dramatik edebiyat denilir. Diyaloglara, hikaye ve romanlarda sadece olay kahramanlarının konuşmaları sırasında yer verilir. Ancak, tiyatro metinleri bütünüyle diyaloglardan oluşur. Anlatmaya bağlı edebi metinler olay örgüsü çevresinde bütünleşirdi. Tiyatroda ise olay örgüsünün yerini perde ya da sahne alır. Her perdede, olay örgüsünü oluşturan kişiler, zaman ve dekor değişir. Böylece bir bütünün parçaları tek tek devreye girmiş olur. Anlatmaya bağlı edebi metinlerde de olaylar birbirini tamamlar niteliktedir. Denilebilir ki, göstermeye bağlı bir edebi metin olan tiyatroda, örgüyü oluşturan en önemli unsur, oyunun bölümleri olarak adlandırdığımız sahne veya perdede gösterilir. Sahne veya perdeler birleşerek oyunun tümünü oluşturur. Sahne ve perdelerin oluşmasında olayın farklı bir boyut kazanmasının, oyun kişilerinin değişmesinin ve sahnenin (dekor) farklılaşması rol oynar.
Geleneksel Türk tiyatrosu ve modern tiyatrodaki metinlerin ortak özellikleri, insana özgü bir gerçekliğin kurmacanın imkânlarıyla yorumlanması, dönüştürülmesi; bir olay örgüsünde birleşip bütünleşerek bir araya gelen kişi, mekân, zaman gibi ögeler yardımıyla insana özgü soyut gerçekliğin somutlaştırılmasıdır. Anlatmaya bağlı edebi metinler ile göstermeye bağlı edebi metinler arasındaki temel farklılık anlatma ve gösterme kelimeleriyle ifade edilen anlatma biçimlerindedir.
a-Modern Tiyatro:
Tiyatro; oyun (metin), oyuncu, sahne tasarımı, sahne giysisi, sahne tekniği, Işıklarına, sahneleme gibi her biri başlı başına bir sanat etkinliği olan ögelerden oluşan birleşik bir sanattır, Tiyatro;' oyun yeri bakımından mimari, sahne tasarımı bakımından resim ve heykel gibi plastik sanatlar, sahneleme bakımından sinema, giysi bakımından moda ile iç içedir. sahnelenmek üzere ortaya konan metin edebiyatın konusudur. Olay çevresinde gelişen bu metinleri, göstermeye bağlı edebi metinler olarak adlandırıyoruz. Tiyatro metni kendi içerisinde bölümlere ayrılır. Oyunun bir alt bölümü perde (tablo) dir. Perdenin alt bölümü ise sahne (meclis) adını alır,
Tiyatro eserleri başlangıçta trajedi ve komedi olarak iki gruba ayrılırdı. 19. yüzyıldan sonra daha çok dram olarak anılmaya başladı.

Trajedi (Tragedya):
Konusunu tarihi olaylardan ve mitolojiden alan ve acıklı bir sonrla biten tiyatro eserleridir. Manzum olan ilk örnekleri Eski Yunan'da görülmüştür, 17. yüzyılda Fransa'da klasisizm döneminde yeniden canlanmıştır. Bu dönemde düzyazıyla verilen trajedi örnekleri de vardır.

Komedi (Komedya):
İnsanların davranışlarını ve olayları gülünç bir tarzda sahneye koyan, insanları gülerken ve eğlendirirken düşündüren tiyatro türüne denir. Bir olay çevresinde oluşturulan komedilerde, hayatın ve insanların komik durumları sergilenir. Edebiyatımızda Batılı anlamda ilk komedi örneği Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir.

Dram:
Başlangıçta tiyatro eserlerinin tümü için kullanılan bir terimdi. Daha sonra, hayatın acıklı yönlerini ön plana alan, bu arada komik unsurları da işleyen tiyatro eserlerine verilen genel ad durumunçı. geldi. Batıda bu tarzda ortaya çıkan tiy,atronun Türk toplumundaki gelişmesi ise seyirlik geleneği üzerinde gelişmiştir,
b- Geleneksel Türk tiyatrosu
Meddah:

Tek kişilik bir seyir sanatıdır. Hikaye anlatma ve taklit yapma gibi yetenekler sergilenir. Meddanın repertuarı günlük hayatla ilgili olaylar, masal, hikaye, efsane ve destanlardan oluşur.

Ortaoyunu:
Taklit, mimik ve doğaçlama gibi yeteneklerin ortaya konulduğu bu tiyatro türünün asıl oyuncuları Kavuklu ve Pişekar'dır. Oyunda önceden hazırlanmış bir metin yoktur. çoğu zaman izleyicinin yönlendirmesiyle oyun kurulur. Genellikle önceden hazırlanmış bir metin yoktur.
Karagöz; oyunda yer alan iki asıl kahramandan birinin adıyla anılan Türk gölge oyunudur. Hayali veya Hayalbaz denilen bir kişi tarafından oynatılan renkli şekillerle perdeye yansıtılmak suretiyle oynatılır. Hacivat ve Karagöz'ün kendine özgü konuşmaları, yaşadıkları, seyircileri eğlendirir. Karagöz'ün mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş olmak üzere dört bölümü vardır. Çelebi, Zenne, Tiryaki, Beberuhi, Külhanbeyi, Bolulu, Tatar, Arap Arnavut, Yahudi gibi değişik tipler de oyunda yer alırlar.

Köy Tiyatrosu:
Köy ortaoyunu, köy seyirlik oyunu gibi adlarla da tanınır. Köylülerin kış aylarında, düğün ve bayram gibi özel günlerde eğlenmek ve vakit geçirmek için oynadıkları dramatik ögeleri olan temsillerdir. Güldürü amaçlı olanlar yanında, trajik nitelik taşıyanlar ve sessiz oynananlar da vardır. Köy tiyatrosunda da genellikle önceden hazırlanmış bir metin yoktur.
Şinasi'nin Şair Evlenmesi adlı oyun edebiyatımızın ilk tiyatro örneğidir. Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, Namık Kemal, Abdülhak Hamid Tarhan, Müsahipzade Celal, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Kutsi Tecer, Necip Fazıl Kısakürek, Cevat Fehmi Başkut, Necatiu Cumalı, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu, Güngör Dilmen Türk tiyatrosunun önemli yazarlarıdır. Hikâye, roman, destan, masal, halk hikayesi, mesnevi ve manzum hikaye anlatmaya bağlı edebi metinlerdir. Tiyatroda ise gösterme esastır.

 

 

OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER 1

Göstermeye Bağlı Edebi Metinler:

Geleneksel Tiyatro: Karagöz, orta oyunu, meddah, köy seyirlik oyunu

Modern Tiyatro     : Trajedi, komedi, dram

 

 

Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler:

Masal, destan, halk hikayesi, mesnevi, manzum hikaye, hikaye, roman.

 

Olay çevresinde oluşan edebi metinlerin sınıflandırılması için lütfen Türk Edebiyatı ders kitabının 92. sayfasında yer alan şemaya bakınız.( 7. şema)

 

 

 

Anlatmaya Bağlı Edebi Metinleri İnceleme Yöntemi

 

METİN ve ZİHNİYET

Edebi metinler ortaya çıktıkları dönemin aynası durumundadır. Dönemim, sosyal,siyasi,ekonomik yapısı, hayat anlayışı, dini inanışları vb.  o dönemin eserlerine yansır. Bütün bunlardan dolayı edebi metin o dönemim hakim zihniyetini de yansıtır.

 

YAPI ( OLAY ÖRGÜSÜ, KİŞİ, MEKAN, ZAMAN)

Olay:İnsanların kendi kendilerine, başka kişilere karşı ya da topluma karşı verdiği ruhi ve maddi mücadeleler olayın özünü oluşturur. Olay sadece yaşanan somut gerçeklik değildir; hayal, izlenim de olabilir.

 

Olay örgüsü: Bir edebi eserde yapıyı oluşturan unsurların tema etrafında bir araya gelmesiyle oluşan düzene olay örgüsü denir. Olay ile olay örgüsü karıştırılmamalıdır. Olay kronolojik özellik gösterirken olay örgüsü, okuyucuda merak duygusu uyandıracak şekildei neden sonuç ilişkisi içerisinde gerçekleştirilir. Olay örgüsü bir çeşit sıralama olamasına rağmen bu sıralamada önemli olan tema etrafındaki olayların sıralanmasıdır.

 

Kişi:      Olayları yaşayan, olaylar arsında rol oynayanlardır.

Mekan: Olayların geçtiği yer.

Zaman: Olayların başlangıcından sonua kadar geçen süreye denir. Birkaç saat ya da gün olabileceği gibi bir ömür de olabilir.

 

 

TEMA:

 

Asıl anlatılmak istenen eserin konusunu oluşturur. Tema temel çatışma ile ortaya çıkar.

 

DİL VE ANLATIM:

 

Bu başlık altında yazarın eserini oluştururken kelimelere yüklediği anlam değeri, cümlelerin kısalığı ve uzunluğu incelenmelidir. Ayrıca anlatım açısından eserin hangi bakış açısıyla aktarıldığı da önemlidir.

 

 

Anlatıcı ( Bakış açısı)

 

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde, yazarın okuyucuya iletmek istediği düşünceyi ve anlattığı olayı nakleden varlığa “ anlatıcı” denir.

 

Anlatıcı genelde yazarla karıştırılır. Yazar yaşadığımız gerçek dünyaya aittir. Anlatıcı ise yazarın edebi eseri oluşturmak için hayalinde yarattığı, kurmaca aleme ait bir varlıktır.

 

Eserde olay, şahıs kadrosunu oluşturan bireyler ve mekana ait özellikler, anlatılanlara ya da tasvir edilenlere uygun tarzda yaratılmış bir anlatıcı aracılığıyla verilir.

 

 

Kahraman anlatıcının bakış açısı

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde anlatıcı, kahramanlardan biri ise “ kahraman anlatıcı nın bakış açısıyla

 

 

İlahi ( hakim ) bakış açısı,

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde anlatıcı,  her şeye hakim, kahramanların zihinlerine ve iç dünyalarına giren, gizli kalmış düşüncelerini dışarı vuran, onların geleceklerini bilen, olayları hızlandırıp yavaşlatabilen bakış açısına    ilahi ( hakim ) bakış açısıdenir.

 

Müşahit (gözlemci bakış açısı)”

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde anlatıcı, olaylara belli bir mesafeden duran ve sadece izlenimlerini aktaran durumundaysa “müşahit (gözlemci bakış açısı)” denir.

 

Uyarı : bir metin birden çok bakış açısıyla aktarılabilir.

 

 

METİN VE GELENEK:

 

Edebi metinler yazıldıkları dönemle ilişkili metinlerdir. Dönemin sosyal, ekonomik ve kültürel yönü ya doğrudan doğruya ya da; semboller, gizli anlatımlar biçiminde esere yansır. Edebi metinler sadece yazıldıkları döneme değil, kendilerinden öceki dönemlere de gönderme yapabilir. Türk edebiyatında Behçet Necatigil, Sezai Karakoç, Attila İlhan gibi şairler, zaman zaman Divan şiirinin çeşitli konu, benzetme veya üslup özelliklerinden yararlanarak şiirlerinde “geleneksel” bir yapıoluşturmuşlardır.Metinler içinde bu tutum geçerlidir.

 

ANLAMA VE YORUMLAMA:

 

Anlatmaya bağlı edebi metinlerde anlam somut, görünen ve tek boyutlu değildir. Yani tek bir anlam ifade etmezler. Farklı anlam değerleri kazanabilir.

 

METİN VE YAZAR:

 

Edebi metinlerden yazarın şahsiyetini, karakter özelliklerini bulmak mümkündür. Yazarlar genellikle eserlerini, çevrelerini gözlemleyerek ortaya koymuştur. Bu nedenle eserde yazarın hayatına ait izler, işaretler olabilir. Usta bir araştırmacı, titiz bir çalışmayla yazarın gerçek hayatıyla eserin içeriğindeki benzerlikleri ortaya çıkarabilir.

 

ANLATMAYA BAĞLI EDEBİ METİNLER:

 

MASAL

·         Olağanüstü olayların anlatıldığı sözlü bir edebiyat ürünüdür.

·         Olaylar hayal ürünüdür.

·         Yer ve zaman belli değildir.

·         Kahramanlar insanüstü nitelikler gösterir.

·         İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür.

·         iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

·         Eğiticilik esastır. Evrensel konular işlenir.

·         Olaylar miş'li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.

 

DESTAN

 

Bir milletin yaşadığı olağanüstü olay ve durumları, savaşları kahrmanlıkları, göç, yangın, felaket vb. Durumları anlatan uzun  mensur ve manzum şeklindeki anlatımlardır. Destanların çekirdeğini gerçeklik unsuru oluşturmuş, gerçek üstü olaylarla ve anlatımlarla genişletilmişlerdir.

 

MESNEVİ

 

Divan şiiri nazım şeklidir. İkişer ikişer veya ikili anlamlarındaki mesnevi, kendi aralarında kafiyeli iki mısradan oluşan uzun nazım şeklidir.aruz vezninin kısa kalıplarıyla yazılır. aa bb cc dd ee ff .. şeklinde kafiyelenir. İran edebiyatına ait bir nazım şeklidir.  Aşk, kahramanlık,din,  tasavvuf, ahlak, nasihat, şehir güzellikleri vb. konuları işler.

 

MANZUM HİKAYE

 

Bir olay ya da durumun nazım biçiminde, kafiyeli ve ölçülü olarak yazılmasıdır.öğüt verici bazı hikayeler, fabl veya masallar ezberlenmesi kolay olsun diye manzum olarak yazılırlar.şeyhi’nin harname adlı eserindeki manzumeler, Mevlana’nın mesnevisindeki bazı hikayeler ve mehmet Akif’in Sahahatındaki bazı manzumeler bu türe örnek verilebilir.

 

HİKAYE

Olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan  kısa sanat eserleridir.

·         Tek bir olay vardır.Olaycıklar yoktur.

·         Şahıs kadrosu romana göre dardır.

·         Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır.

İki tür hikaye görülür;

a)Olay Hikayesi: Maupassant tarzı da denir. Olay esastır.Bizdeki temsilcisi, Ömer Seyfettindir.

b)Durum Hikayesi: Çehov tarzı da denir. Olaydan çok insanın belli bir zaman dilimindeki durumu anlatılır.Bizdeki temsilcisi, Sait Faik Abasıyanık’tır

 

 

ROMAN

·         İnsanların yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri olayları, yere, zamana ve şahsa bağlayarak anlatan eserlere roman denir.

·         Romanda olaylar geniş ve ayrıntılı olarak anlatılır.

·         Ana olay etrafında olaycıklar vardır.

·         Şahıs kadrosu geniştir.Karakter çözümlemeleri yapılır.

·         Zaman olarak geri dönüşler olur.

Romanlar çeşitli türlere ayrılır;

– Tarihi Roman: Konusunu tarihten alır.

– Töre Romanı: Toplumun yaşayış tarzını, geleneklerini, adetlerini işleyen romandır.

– Psikolojik Roman: Ruh çözümlemelerinin yapıldığı romanlardır.

– Egzotik Roman: Uzak ve yabancı ülkelerin doğa ve insanlarını anlatan romandır.

– Tezli Roman: Bir görüş veya düşünceyi savunan romandır.

– Polisiye Roman: Dedektif hikayelerini anlatan romandır.

 

 

 

BİLİNMESİ GEREKEN BAZI KAVRAMLAR ve TANIMLAR

 

Karakter/Tip Çözüm tablolarını çözümleyebilmek için;

 

Karakter: Duygu, düşünce ve davranış bakımından bireysel nitelikler gösteren; kendine özgü kişilk özellikleriyle diğer insanlardan ayrılan, yer aldığı eserin olay örgüsü ve içeriği ile ele alınıp çözümlenebilen ve bu bakımdan başka eserlerdeki benzerlerinden ayırt edilebilen kahramanlara denir.

 

Tip: Belirli bir mesleği, zihniyeti ya da çevreyi temsil eden, kalıplaşmış davranışlar, konuşmalar sergileyen, aynısı ya da bir benzeri başka eserlerde de karşımıza çıkabilecek olan kahramanlara denir.

 

 

Temel çatışma:

 

Anlatıma bağlı edebi metinlerde, gerilimi sağlayan, olayların bağlandığı asıl unsur. Eserin bütününde işlenen temel sorun. Bir başka ifadeyle yazarın vermek isrediği asıl unsurun daha iyi anlaşılması için zıtlıklardan faydalanmasıdır. Ancak bu her zaman tam karşıtı olamayabilir, bazen de karşıtın yakın bir durumu olabilir. İyiyi anlatabilmek için kötününde eser içine dahil edilmesi gibi…

 

Kurmaca(Fiktif):

 

Tasarlanarak üretilmiş… Dış dünyanın sanatçının zihninde tekrar yorumlanması ve yeni bir şekil almasıdır. Örneğin; okuduğumuz bir romanda kişiler, olaylar ve mekan gerçek hayattakilere çok benzerdir. Oysaki yazarın kafasında oluşturulmuşlardır gerçekten yola çıkarak yazarın zihninde geröeğe dayalı olarak oluşturuldukları için gerçekte varmış gibi görünürler.

 

 

Söz Sanatları Alıştırmalar

Aşağıda verilen mısra veya cümlelerdeki söz sanatlarını bularak karşısına yazınız

1) Şiir bir cennet bahçesi

Girmeyene anlatılmaz                          ……………………………………………….

 

2) Göklere çekilse göz uykuları                ……………………………………………….

Dolunay uzanıp öpse suları

 

3) Bugünlerde Yahya Kemal’i okuyorum. ……………………………………………….

4) Havada bir dost eli okşuyor derimizi     ……………………………………………….

5) Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi ……………………………………………….

6) İçmiş gibi geceyi bir yudumda               ……………………………………………….

Göğün mağrur bakışlı bulutları

 

7) Şiir toprak kokusudur                             ……………………………………………….

Şiir damla damla sudur

 

8)  Sevgi dağ zirvesi, kin dipsiz kuyu         ……………………………………………….

Karıştan kısadır hayatın boyu

 

9) Yapraktan saçını yerlere yaymış

Sonbahar ağlıyor ayaklarımda              ……………………………………………….

 

10)  Hangi hoyrat rüzgâr söküp götürür    hoyrat: kaba

Çatıdaki yorgun kiremitleri          ……………………………………………….

 

11) Bu hayalle uyur Bursa her gece

Her sabah onunla uyanır onunla güler          ……………………………………………….

 

12) Aslanlar cephede kahramanca çarpışıyor.

13) Çocuklar bahçede cıvıldaşıp oynuyor.          ……………………………………………….

 

14) Sınıf sınava hazır mı acaba?

15) Arkadaşımın aklı bir karış havadaydı.          ……………………………………………….

 

16) Benim her derdime ortak sen oldun

Ağlarsam ağladın, gülersem güldün          ……………………………………………….

 

17) Eğilmiş arza kanar, muttasıl kanar güller

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller          ……………………………………………….

 

18)Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib          ……………………………………………….

19)Nedir bu zulüm,bu haksızlık,bu işkence…?          ……………………………………………….

20)Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhidi          ……………………………………………….

21)Bedri aslanları ancak bu kadar şanlı idi.          ……………………………………………….

22)Aşk-ı sadık menem Mecnun’un adı var.          ……………………………………………….

23)Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken          ……………………………………………….

Bir uzak yıldıza benzedi güneş sen varken.          ……………………………………………….

24)Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.       ……………………………………………

25)Minik kuş:’’Anne beni rüyalar ülkesine götür.’’diye yalvarıyordu.          …………………….

26)Sabahleyin kozasından bakan gelincikler sorar bu dünyaya

-Ne dersin?

Kanatlanıp uçalım mı?

Çiçek olup açalım mı?           ……………………………………………….

 

Paylaş
Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

Bu Yazıya Toplam 0 Yorum Yapılmış

İsminiz

E-Posta Adresiniz

Şehir


6 × = 48

Önceki yazıyı okuyun:
COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER

  Doğal dil dediğimiz günlük konuşma dili bazen insanın duygu, düşünce, hayal, coşku ve heyecanlarını anlatmaya yetmeyebilir. İşte böyle bir...

Kapat