< >

Kompozisyon Örnekleri 1

  • Cumartesi, 23 Şub 2013
    15:38
    0

    Farklı konularda yazılmış kompozisyon örneklerini bu sayfada bulabilirsiniz.

     

    KOMPOZİSYON KONUSU: "ÇOK YAŞAMAK ELİMİZDE
    DEĞİL; FAKAT NAMIMIZI ÇOK YAŞATMAK ELİMİZDEDİR."
    Cenap Şehabettin


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Gerekli açıklamayı yapabilmek için düşünce planımız şöyle düzenlenebilir:
    1 - İnsan ömrünün sınırlı oluşu;
    2 - Nam bırakmak nedir? İnsan hangi durumlarda nam bırak
    mış olur?
    3 - Nam bırakmakla - yaşamak ilişkisi nedir?
    4 - Genel ve özel yargı.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Hepimiz, ilahi kudretin sır dolu iradesiyle dünyaya geliyor, belli bir süre yaşadıktan sonra türlü şekillerde gelen ölüme çaresiz boyun eğerek hayata veda ediyoruz. Bilim ve tekniğin dev adımlarla ilerlemesine rağmen daima güçsüz kaldığımız nokta vardır. Bu da, doğmak gibi ölmenin de elimizde olmaması. Ölmemek şöyle dursun, istediğimiz kadar bir ömür sürmek bile irademiz dışındadır. Hiç kimse, yalnız uzun bir gelecek için değil, yarını için bile kesin bir garanti veremez.
    "ölüm" gerçeği karşısında zaman zaman bunalımlar geçiren insanoğlu, akıl, irade ve çalışmasını birleştirerek, eser meydana getirmek suretiyle bir bakıma manen ölümsüzlüğe kavuşma zaferini elde edebilir. "Eser" sözüyle kastedilen, sadece elle tutulur, gözle görülür, göz kamaştırıcı bir yapıt değildir. Hayatı iyi bir şekilde, çevresine faydalı olarak yaşamak, faziletli,'saygıdeğer bir insan olmak da eser yaratmaktır bir bakıma... İnsanoğlunun kendi kendini yaratışıdır bu... Her türlü eser bizim yaşamışlığımızın silinmez izidir; zaman geçtikçe değerlenir.
    Netice olarak, koyu bir acizlikle bir gün "yok oluverme" buhranlarına kapılmadan önce, tabiatı olduğu kadar kabul edip manen yaşamak istiyorsak, kendi şartlarımız içinde bir "iz" bırakmaya çalışmalıyız. Bu iz üzerinden geçecek olanlar, bizi iyilik, saygı ve minnetle andıkları zaman, bir bakıma ölmemiş; yaşıyor sayılırız. İşte üstün bir yaratık olarak bizim de kudretimiz bu yoldadır."

    --------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: ''DÜŞENE GÜLEN ACIYANDAN ÇOKTUR."
    Namık Kemal


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    İnsanların zayıf ve aciz olanlara karşı genel tutumları üzerinde düşününüz. İçtenlikle yardıma koşanların yanı sıra, haklı haksız birtakım yargılarla, yarı alaycı, yarı iğneleyici tavır takınanların sayısı da pek az değildir. Her insan, özel hayatında bu gibi tecrübelerin acısını duyar:
    Konu ile ilgili düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
    1 - Düşmek;
    2 - Çevredeki insanların düşkünlere karşı tutumları (uygun
    örnekler verilebilir.)
    3 - Fikir ve görüşlerin derlenmesinden çıkan sonuç veya yargı.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Hayat, bazen insanın yüzüne gülmeyebilir. Bir insan, bütün çabalarına rağmen karşılaştığı güçlüklerle başa çıkamadığı zaman maddeten ve manen yenilmiş duruma düşer. Türlü acılar, çaresizlik ve umutsuzluklar içinde kıvranan zavallı bir yaratık olur. Toplum, hayat yolunda tökezlenen böyle kişileri "düşmüş" olarak nitelendirir.
    Düşmüş insan, içinde bulunduğu şartlar nedeniyle moral çöküntüsüne uğramış kimsedir. Yardım dileyen bakışlarını önce yakınlarına, sonra içinde bulunduğu topluma çevirir. Doğrulabil-mek için destek arar. Kendisini gerçekten sevenler, onun bu haline üzülürler, teselli etmeye çalışırlar. Ruhları insanî duygularla donanmış böyle dostların yanı sıra, ruhsuz, merhametsiz insanlar da vardır. Nedense birçokları, tanımadıkları insanların sıkıntılarına karşı lakayt bir tavır takınırlar. Bu bencil durum, acizlik ve düşkünlük olaylarında daha keskin bir şekilde ortaya çıkar. Parlak mevkilere ulaşanları birçok kimse çekemez. Bu insanlar, bulundukları mevkilerden düştükleri zaman garip ve bencil bir rahatlık duyarlar. Düşenlere kolay kolay yardım elini uzatan bulunmaz.
    Aslında insanlık, bütün bencil duygulardan sıyrılıp birbirimizi sevmek, korumak ve yardımlaşmak demektir."

    --------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: «DOĞRULUK SONSUZLUĞUN GÜNEŞİDİR; NASIL OLSA DOĞAR!"
    Wendell Philips


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Eğitimlerin gayesi, insanları doğru kılmaktır. Doğruluk bir iç adaletidir. Doğru olmak, bencillik kuruntularından sıyrılma, gerçek huzur yolunu bulmaktır. Toplumda, iyi insanlar kadar kötü insanların da bulunması doğaldır. İnsan en günahsız olduğu durumlarda bile, bazı kötü kişiler tarafından haksızlığa uğratılabilir. Hatta, hayat yolunda bu kötülere iyilerden daha fazla rastlanır. Birtakım hesapsızlıklar, tedbirsizlikler, şanssızlıklar peş peşe gelebilir. İç aydınlığına kavuşmuş, eğitim görmüş bir insan bunların tuzağına düşmez. Hayat bunu gerektiriyor diye, yalana dolana, hileye sapmaz; geçici olarak yükselmiş kötü insanlara özenmez. Bilir ki, uygar bir insan olmak, en kötü ortamda bile doğruluk, dürüstlük ve faziletten şaşmamak demektir. Toplumların yükselmesi, böyle insanların çoğalmasına bağlıdır. Yalan, ilk bakışta ne kadar göz boyarsa boyasın; ne kadar kazanç sağlarsa sağlasın; sonunda iflas etmeye mahkûmdur. Kazanan, daima kazanan, bütün karanlıkları aydınlığa boğan doğruluktur." 

    -------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "GÜLMEK BİR GÜNEŞTİR, İNSANIN YÜZÜNDEN HÜZÜN VE KEDER KIŞINI DEFEDER."
    V. Hugo


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Hangi insanlardan hoşlandığımız sorulduğunda, birçoğumuz "neşeli insanlardan diye cevap veririz. Gülen çehrelerin en sıkıntılı anlarımızda bile kederimizi nasıl hafiflettiklerini hatırlayınız. Satırlarınızda gülen çehrelerin aydınlığını yansıtmaya çalışınız.
    Konumuza uygun düşünce düzeni şu şekilde olabilir:
    1 - Gülümsemenin anlamı, etkisi, ruhla ilişkisi;
    2 - Gülümseme;
    3 - Hüzün ve kederin tanımları; ,
    4 - Keder ve kışın anlam ilişkisi;
    5 - Konuyu açıklayacak örnekler;
    6 - Genel yargı ve sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Ruh güzelliğinin en çekici belirtisi hiç şüphesiz gülümsemedir. Duygulardaki rahatlığın ve mutluluğun sevimli bir ifadesidir o. Gülümsemenin, en çirkin çehreleri bile güzel gösterebilecek sihirli bir kudreti vardır. Sıkıntılı, öfkeli anlarımızda gülen bir çehreyle karşılaştığımız zaman hemen gevşeyiveririz. İster istemez duygularımızda bir durulma, yüz hatlarımızda bir gevşeme olur. Çevremizdeki insanları kendimize bağlamada ilk izlenim çok önemlidir. Sıcak bir gülümseme, yabancılığın soğukluğunu bir anda gideriverir; bir sıcaklık bir bir samimiyet, bir sempati sağlar.
    Gülümseme bir aydınlıktır; farkında olmadan biz de onun aydınlığına kapılırız. Bütün insanların manen, bu aydınlığın sıcaklığına sığınmaya ihtiyaçları vardır. Günlük1 hayatımızda türlü nedenlerle birçok sıkıntıya uğrayabiliriz. İster istemez duygularımıza koyu bir karamsarlık hâkim olur. Ruhumuz birtakım bunalımlarla çırpınır durur. Eğer kendimizi kapıp koyuverecek olursak, iç dünyamızın bu karanlığı yüzümüze akseder. Karamsar kırışıklıklar, kederli gölgeler kaplar çehremizi. Böyle bir ruh hali ve görünüm içinde çevremize hiç de hoş görünmeyiz. Dostlarımız bile varlığımızdan haz duymazlar, yanımızda durmak istemez olurlar. Dursalar bile sıkıntımız onları da etkiler. Asık bir yüzün yaratacağı bu sıkıntılı, bunalımlı, sevimsiz ortamdan kimse hoşlanmaz. Buna sebep olduğumuz sürece sevilmez ve aranmayız. Çünkü bütün insanlar, sıkıntıdan ve kederden kaçar, neşeye ve mutluluğa yönelirler.
    Üzüntümüz ne kadar derin olursa olsun, bunu çevremize dağıtmaya hakkımız yoktur! Hiçbir zaman sabır ve iradeyi elden bırakmamak gerekir. Neşeyi, kendimize zorla davet edelim; ister istemez gelir. Sıcak bir gülümseme halinde yüzümüze yerleşir. Sonra içimizdeki karamsarlığı kaldırır. Bir de bakarız ki, gülümsemenin aydınlığına muhtaç olan dost çehreler sarmış etrafımızı..."

    --------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "GÜLMEK İÇİN MUTLU OLMAYI BEKLEMEYİN, BELKİ GÜLMEDEN öLÜRSÜNÜZ."
    V. Hugo


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Genel bir tanımlama yapmak gerekirse mutluluk, insanın içinde bulunduğu her durumdan memnun olma halidir. öyle olur mu diyeceksiniz. İnsan kötü bir durumdayken nasıl halinden memnun olabilir? Basit; daha kötüsünü düşünerek... İnsanın kendi hayatına mantık açısından bakıp hüküm vermesi için iyimser ve mutlu olması gerekir. öyle ya, iyimser bir göz, birçok iyi ve güzel şeyi görebilir. İnsanın bu yolda kendisini eğitmesi gerekir. İnsan, dünyasını zindan eden, içindeki ümit kandilini söndüren karamsar düşüncelere, kuruntulara paydos demelidir. Aksi takdirde mutlu olmanın imkânı yoktur. 

    Mutluluk ve gülmek uzaktan her ne kadar kardeş çocuklan gibi görünüyorlarsa da, aslında hiç de öyle değildir. İnsanın gülebilmesi, güler yüzlü olması için mutlu olması değil, içinin aydınlık ve berrak olması gerekir. Mutlu olunca güleceğiz diyenler beklemesinler; çünkü mutluluk diye ayrı bir duygu yok. Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi, mutluluk, insanın duyuşlarındaki ve hayata bakış tarzındaki iyimserlikte gizlidir. İyimser olan insanların iç dünyaları dengelidir; dolayısıyla yüzleri güler. Gülmek de, mutluluk yolundaki en etkili silahtır. Bir bakarsınız, gücün kuvvetin yapamadığını yapar; kilitli kapıları açar.
    Dengeli bir hayat yaşamak istiyorsanız, her şeyden memnun olmaya çalışın. Yüzünüzün ifadesini daima kontrol altında bulundurun. Nazik, terbiyeli, sıcak bir gülümseyiş, yüzünüzün gerçek güzelliğidir. Bunu alışkanlık haline getirirseniz birçok şey kazanacak; sonunda, mutlu olduğunuzu hissedeceksiniz."

    -------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "GÜNDÜZ KANDİLİNİ HAZIRLAMAYAN GECE KARANLIĞA RAZI DEMEKTİR."
    Cenap Şehabettin


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    özdeyişteki kelimelerin mecaz anlamları üzerinde düşünüp aralarında ilişki kurarsanız insanların birtakım zorluklara ve pişmanlıklara düşmemeleri için vaktinde tedbirli ve dikkatli davranmaları gerektiği fikrine varırsınız. Buna göre düşünce düzenini şu şekilde kurabilirsiniz:
    1 - Akıllı insanın tutumu ve kazançları;
    2 - Uğranılan zorluklarda ve pişmanlıklarda düşüncesizliğin,
    tedbirsizliğin rolü;
    3 - Fikir ve görüşlerin derlenmesinden çıkan yargı veya sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Akıllı insan, kendini türlü zorluklara ve tehlikelere önceden hazırlayan, ileri görüşlü insandır. Normal bir olgunluğa sahip herkes, içinde bulunduğu şartlara göre kendini bekleyen türlü olayların nedenlerini ve neticelerini sezinleyebilir. Buna göre birtakım acılara, haksızlıklara ve pişmanlıklara düşmemek için tedbiri önceden almak gerekir. Kış yiyeceğini yazdan hazırlayan karınca daima tedbirli olmak gerektiği hususunda insanlar için ne güzel bir derstir!..
    İçinde bulundukları çaresizlikler nedeniyle bunalan, acı çeken, dövünen, hep "keşke" diye sızlanan insanlar, ağustosböceği örneği kendilerini hayatın türlü durumlarına hazırlamayan, sadece yaşadığı günün zevkini almak isteyenlerdir. Kendilerini ve çevresindekileri düşünmeyen böyle insanların, gelecekleri, karanlık ve tehlikelidir.
    Kendimizi bunalımlara, aciz ve güçsüz durumlara düşürmek istemiyorsak, bugünü yaşarken, yarını düşünmeli, doğabilecek her türlü soruna karşı hazırlıklı olmalıyız."

    -----------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "GÜZELLİK KAYBOLUR, FAZİLET DEVAM EDER. *
    Goethe

    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    İnsanların genel eğiliminin güzelliğe yönelik olduğunu bilirsiniz. Bu eğilimin her zaman haklı olamayacağı, çevremizde izleyebileceğimiz çeşitli örneklerle anlaşılabilir. Güzellik, ön yargılarda insanı aldatabilir. Bunun üzerinde düşündükten sonra konuyla ilgili düşünce planını şu şekilde uygulayabilirsiniz:
    1 - Güzellik, özellikleri, etkileri;
    2 - Çevrenin güzellik karşısındaki tutumu;
    3 - Fazilet;
    4 - Güzellik - fazilet karşılaştırması;
    5 - Faziletin hangi özelliğiyle daha önemli olduğu;
    6 - Genel yargı; sonuç.

    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Nedense önce dış görünümleri değerlendirmeye çalışır insanoğlu... Ezelden beri güzelliğe karşı olan coşkun hayranlık, belki de bu yüzdendir. Güzellik, şahsa ve zamana göre değişen bir değerdir. Maddedeki renk, ahenk ve çekicilik, "güzellik" kavramını yaratır. Bu, üzerinde münakaşa edilmemesi gereken, insanların estetik zevklerini ortaya koyan bir görüş meselesidir.
    Güzellik, insanın içinde ferahlık uyandırır. Çevrenin güzel insanlara ilgi göstermesinin başlıca nedenidir bu.
    Güzel birini görmeye görsünler; hemen bir ilgi ve iltifat yarışıdır başlar. Güzel insan da kendisine gösterilen bu ilginin öz değerinden ileri geldiğini sanıp, kasıldıkça kasılır. Dış güzelliğe olduğu kadar iç güzelliğe de önem verenler azdır. Bu yüzden birçoğu, bütün çabalarını kalıplarını süslemekte gösterir.
    Olgun insanların vardıkları sonuç şudur: Dış güzellik geçicidir; önemli olan ruh güzelliğidir. İnsanlar çabalarını biraz da içlerini güzelleştirmeye sarf etseler insanlığın önemli bir meselesi halledilmiş olur.
    Ruh güzelliği derken, erdemlerin tümü demek olan "fazilet'i kastediyoruz. Fazilet, insanın içine tahtını kurdu mu bir daha hiç inmez; o insanı yükseltir, yüceltir. Oysa fiziki güzellik geçicidir. Dış güzellikler kaza, yaşlılık gibi türlü nedenlerle bozulabilir. Fiziki güzelliğin ardında kaprisli ve hırçın bir ruh varsa, o insan, artık saltanatını yitirmiş demektir. Oysa ruhî güzellikler hiçbir zaman ölmez ve yıpranmaz. Bütün yaşamı boyunca insanı gözde ve üstün kılar."

    ------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "HASTAHANE GöVDELERİN, TİYA TRO RUHLARIN ŞİFA KAYNAĞIDIR."
    Muhsin Ertuğrul


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; tiyatronun ruhumuzu eğiten, aydınlığa 
    kavuşturan bir yer olduğudur. Düşünce düzeni:
    1 - Beden hastalığı - hastane ilişkisi;
    2 - Ruh hastalığı - tiyatro ilişkisi;
    3 - Sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Bedensel hastalıkların önüne geçmek, tedavi etmek için hastanelere başvurmak gerekir. Bedeni rahatsızlık çekenler ancak hastanelerde şifa bulur.
    Ruhi dengesizliklerimiz, birtakım tehlikeli ruh hastalıklarına sebebiyet verir. Bu hastalıklar gövde hastalıklarından daha korkunçtur. Gövde hastası nihayet acı çeker ve ölür. Ruh hastaları ise, kendilerine olduğu kadar çevrelerine de ıstırap ve zarar verirler.
    Tiyatronun eğitici bir tarafı vardır, insana doğru hareket etmeyi, doğru duymayı, doğru düşünmeyi öğretir. İyiyle kötüyü ayırmayı, varlığımızın gerçek anlamını, birbirimizi sevmeyi orada öğreniriz.
    Birtakım bunalımlar içinde kıvranan, doğru ve gerçek yolu bir türlü bulamayan insan, orada kötü duyguların ve düşüncelerin etkisinden kurtulur; iyiyi ve doğruyu belirli bir şekilde görerek öğrenir. Bir tür hayat tecrübesi yaşar.
    Sözgelimi, şüpheci bir insan kendisi gibi şüpheci bir insanın dramını çizen bir temsil seyrettiği zaman, orada kendini, hatalarını görür. Tiyatroda birtakım olaylar ortaya konularak bunların çözümlemesi yapılır.-İşte bu çözümler seyirciler için bir hayat ve kurtuluş anahtarı olur. Olaylar arasında bağ kurmak, nedenleri ve niçinleri bulmak kolaylaşır. Böylelikle ruh, içine düştüğü çaresizliklerden, karamsarlık bunalımından kurtulur.
    Kısacası tiyatro, ruhları dengesizlikten kurtaran, insana insanlığı öğreten bir eğitim okuludur."

    ---------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "HATA YAPMAKTAN KORKAN İNSAN HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ.'
    Lincoln


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; uyuşuk ruhları yenmek, hata yapmaktan korkup da hayatları boyunca hiçbir başarı gösteremeyen insanları uyarmaktır. Bilirsiniz ki, hiçbir başarı eziyet çekmeden kazanılamaz. Bu yönden düşünerek şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz.
    1 - Başarıya ulaşmış kimselerin hayata karşı tutumları;
    2 - Hata - başarı ilişkisi;
    3 - Konuyla ilgili örnekler;
    4 - Fikir ve görüşlerin derlenmesi;
    5 - Sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Elbette hayatta hiç kimse kusursuz ve hatasız bir çalışma sonunda başarıya ulaşmış değildir. Bir insan ne kadar tedbirli, çalışkan ve akıllı olursa olsun, umulmadık nedenlerle hata yapabilir. Hatalar mutlaka kötü niyetten doğmaz. Bazı insanlar hata yapmayı bir zaaf ve yetersizlik olarak kabul ederler; bu yüzden de hamle yapmaktan kaçınırlar.
    Oysa, başarmaya kesin olarak karar veren bir kimsenin mücadeleci, azimli ve girişken olması gerekir. Ayrıca, "hatasız insan olmaz" sözü de, bize insan karakterinin ve çalışmasının bir noktada aksayabileceğini anlatır. önemli olan; bu hataları düzeltmek ve ikinci bir defa yapmamaktır.
    Kendi yetenek ve gücünü yetersiz bularak hata yapmaktan korkan bir insanın ruhu, mücadele ışığından yoksundur. Böyle bir korkuya kapılmak, başarı yollarına set çekmek demektir."

    --------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "HERKES DÜŞÜNCEME KATILIRSA YANILMIŞ OLMAKTAN KORKARIM."
    Oscar Wilde


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Gerçeklerin fikir çatışmalarından doğduğu bilinen bir şeydir. İyi eğitim görmemiş veya gördüğü eğitimi hazmedememiş bazı kişiler vardır. Bunlar, her düşündüklerini tek doğru olarak kabul eder; çevrelerindekileri de kendileri gibi düşünmeğe zorlarlar. Bunun çok yanlış bir tutum olduğu apaçıktır.
    Olgun insan, kendinin olduğu kadar başkalarının da düşünce ve fikirlerine saygı duyar; onlara önem verir. Düşüncenin niteliği, sonsuza kadar genişlemesidir. Biz bir fikir yaratır veya bir yargıya varırken bazı durumları hesaba katmayabilir, ihmal edilmemesi gereken noktaları unutabiliriz. Bunlar, başkalarının düşünceleri ve uyarmalarıyla aklımıza gelebilir. Yalnız el elden değil; kafa da kafadan üstündür.
    Başkalarını kendimiz gibi düşünmeye zorlarsak, çevremizdeki dalkavuk sayısını artırdığımız gibi, yanılmış ve aldanmış olmak kaderinden de kendimizi kurtaramayız. Çeşitli sebeplerle bir şey hakkında düşüncelerimiz sakat veya yanlış olabilir. Karşı bir düşünceyle karşılaştığımız zaman hemen alabora olmamıza gerek yoktur. İnsanın hatasını kalabalık bir ortam içinde de olsa kabul edebilmesi olgunluktur. Asıl hata, kibir ve büyüklük yüzünden körü körüne yanlış düşüncede ısrar etmektir."

    --------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "iNSAN DÜNYADA BİR
    HAKTAN, BİR DE HAKSIZ OLMAKTAN KORKMALIDIR."
    A. Hamit Tarhan


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Genellikle insanların çektikleri acıların ağırlık merkezi uğradıkları haksızlıklardır. Bunlar, insanı ruhen kemirir, öldürür. Ayrıca, her durumda hesap vereceğimiz yüce bir kudret vardır. Yapacağımız her işte ona karşı sorumluyuz. Onun vereceği ceza şüphesiz cezaların en büyüğüdür. Açıklamaya girişmeden önce bunlar üzerinde düşününüz. Çeşitli örnekleri gözünüzün önüne getirmeye çalışınız.
    Konuya uygun olmak üzere şöyle bir düşünce düzeni kurulabilir:
    1 - Hak (yüceliği - kudreti);
    2 - Hak - insan ilişkisi;
    3 - Haksızlık (acı sonuçları; vicdan azabı);
    4 - Genel yargı veya sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Bütün canlı varlıkları ve alemleri yaratan Tanrı, bağışlayıcı olduğu kadar gerektiği zaman büyük cezalara çarpıtıcıdır. İyilik ve doğruluk yolundan çıkan insanlar türlü şekillerde onun gazabına uğrarlar. O, her yerde bizimle beraber olan ve her yaptığımızı, düşündüğümüzü bilen olduğu için her şeyi ondan gizlemek ve ona karşı sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir. Başkaları aldatılabilir. Fakat O asla!.. Haksızlıkları da bizden önce o görür ve bilir. Yapanları affetmez.
    Genellikle insanlara en fazla acı çektiren şeyler, uğradıkları haksızlıklardır. Çeşitli yollardan yapılan haksızlıklar suçsuz insanların mahvolmalarına sebep olur. Haksız yere iftiraya uğrayan bir kimse şerefinden, namusundan ve hatta hayatından olur. Günlük hayatta bile haksızlıklara karşı önceden tedbirli davranmayan insanlar daima bir ruhî gerilim içinde bulunurlar.
    Haksızlığın en korkunç ve öldürücü silahlardan biri olduğunu düşünerek daima kuvvetli olmaya çabalamalı, çevremizde yapılan haksızlıklara da hiçbir şekilde göz yummamalıyız. Haksızlık karşısında susmak da Hakk'ın huzurunda haksızlık edenle bir olmak demektir."

    -------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "YEME İÇMEDEN KESİLMEK ORUÇ DEĞİLDİR. ORUÇ; ÇİRKİN SöZ SöYLEMEKTEN, KöTÜ TEMASTAN, NEFSİN BOYUNDURUĞUNDAN KURTULMAK VE FENA HAREKETLERDEN SAKINMAKTIR."
    Hz. Muhammed


    Anafikir: Kötü söz söylememek, kötü hareketler yapmamak, nefse esir olmamak, gerçek dindarlığın koşullarındandır.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Gerçek dindarlık da eğitim ister. Dinin gereklerini yerine getirirken şekilci olmaktan kurtulunmalıdır. Ama cahil kimseler bunu anlayamazlar; dini kendi nefsini düşünme, günahlardan kurtulma yolunda bir sığınak olarak kabul ederler. Kötü hareketlerde bulunanlar ve kötülüklerimde direnenler, şeklen dinin gereklerini yerine getirmekle ebedi bir kurtuluşa ereceklerini sanırlar. Hatta bu kimseler, günahlardan sıyrılmış temiz bir insan olarak görmeye başlarlar kendilerini.
    Böyleleri hiç şüphesiz iyi insan değildirler; ve ancak, kendi kendilerini kandırırlar. Büyük dinler, insanları iyilik ve doğruluğa yöneltmek için ortaya çıkmıştır. Yalnız önemli olan, kalben iyiliktir. önce kalbi ve ruhu ihtiraslardan arıtmalı, tutum ve davranışlara düzen vermeli, iradeye hakim olmalı, ondan sonra ibadete başlamalı. Tanrının sahtekar ve aç kullara ihtiyacı yoktur.
    Eğer insan, ihtiraslarına iradesiyle gem vurabiliyor, kötü tutum ve davranışlardan kendini men edebiliyorsa, ancak o zaman Tanrı'nın emirlerini yerine getiriyor, O'nun gösterdiği yolda yürüyor demektir. Ve ancak o zaman gerçek bir mümin, iyi bir insandır.

    --------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "YERYÜZÜNDE İKİ KUVVET VAR, KILIÇ VE ZEKÂ! ÇOK ZAMAN KILIÇ, ZEKA İLE MA ĞLUP EDİLMİŞTİR."

    Ana fikir: Zekâ kılıçtan üstündür.

    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Bilindiği gibi kılıç, kaba kuvvetin silahıdır. Vatan savunmalarında yerinde ve haklı olarak kullanıldığı zaman, elde edilen zaferlerde büyük rol oynar. Kaba ve kör ihtiraslar için kullanıldığın-daysa, zulmün bir sembolü olarak çıkar karşımıza. özel durumlar bir yana, kılıç denildiği zaman akla ilk gelen şey yıkıcılık ve ölümdür.
    Bu maddi silahın yanı sıra, yerinde kullanıldığı zaman insana türlü zaferler kazandıran manevi bir silah daha vardır: Zeka... Köklü bilgilerle beslenen işlek bir zeka; insana hayat ortamı içinde izleyeceği yolları gösterir. Davranış ve tutumlarına ahenk verir, iyiyle kötünün, güzelle çirkinin ayırt edilmesine yardımcı olur. Düşünceyi kamçılar. Sözün kısası insanı, bulunduğu toplum içinde manen güçlü, seviyeli ve iradeli kılar. Zeka, gücünü türlü ortamlarda ve doğrultularda ispatlar. Kılıç ise, sadece bir noktaya yönelir; yıkıcılığa. Hak uğruna da olsa kılıcın zaferi, yıkıntılar üzerinde gerçekleşir. Oysa, zekanın zaferi mutlak bir yıkım gerektirmez. Zeka  bir ilhamdır. Bu ilham bir doğdu mu, insanı her türlü güç durumdan kurtarabilir. Herkes bu ilhamdan yararlanmasını bilmez; hatta birçoğu, farkında bile olamaz bunun. Zekayı kullanmak da bir hüner ve eğitim işidir. Oysa kılıcı herkes kullanabilir; bunun için kolun bir hareketi yeterlidir.
    İlerleyen dünyada kaba kuvvet devri geçmiştir. Zekaların yarattığı uygarlıklar gün geçtikçe gelişecek, insanlık yepyeni, yenilmez güçlerle donanacaktır."

    -------------------------------------

     

     

    KOMPOZİSYON KONUSU: "BAKARSAN BAĞ, BAKMAZSAN DAĞ OLUR"
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı, her şeyin beğenilir niteliklere sahip olması için bakımın gerekli olduğudur. özel eşyalarınıza bile dikkat ve bakım göstermediğiniz sürece onların harap olması pek doğaldır. Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
    1 - Bakılmayan şeylerin harap olmaya mahkum oluşları;
    2 - Beğenilir ve göz alıcı durumda olmak için bakımın gerekliliği;
    3 - Tutumlu insanların karakteri;
    4 - Sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Çoğu zaman elimizdekilerin kıymetini bilmeyiz. İlgisizlik ve kayıtsızlıkla onları harap olmaya terk ederiz. Sonra, darmadağın, perişan bir görünüm karşısında kaldığımız zaman da üzülür ve pişmanlık duyarız.
    "Sahip olma" duygusu kuvvetli olan insanlar, ellerindekilerin kıymetini daima bilirler. Malını koruyabilmesi, insanı insan yapan özelliklerden biridir. Babadan kalma eski bir ev düşünelim; kayıtsızlığımıza kurban olduğu takdirde sonu viran olup yıkılmaktır. Böyle bir evi devamlı olarak onarır ve korursak, sonunda emeklerimizin karşılığı olan şirin ve güzel bir evle karşılaşırız. İnsan ilgisi, irade ve çabası, isterse çirkini güzel yapar. İlgisizlik ve ihmalinse, en üstün güzellikleri dahi yok edeceği unutulmamalıdır.
    Elimizdekilerin kıymetini bilmeyi, onları korumayı, değerlendirmeyi, çocukluğumuzda öğrenmemiz gerekir. Bu öğrenim bizde kökleştiği, karakterimizin bir parçası olduğu zaman elimizin altında olan her şey iyiye, güzele, mükemmele ulaşacaktır."

    ----------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "BAŞBAŞA VERMEYİNCE TAŞ YERİNDEN KALKMAZ.

    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; büyük işlerin başarılması, zorlukların yenilmesi için insanlar arasında birliğin gerekli olduğudur. özel ve sosyal hayatta birliğin sağladığı faydaları düşünerek şu şekilde bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
    1 - Hayatta yalnız olan insanların başarı dereceleri;
    2 - İnsanların her işte birlik olmalarının ve birbirlerine fikir danışmalarının faydalan;
    3 - Konu ile ilgili örnekler verilebilir;
    4 - Sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "İnsanlar arasında birliğin ve dayanışmanın iş başarma ve mutlu olma yolunda gerekli olduğuna inanan atalarımız "Bir elin nesi; iki elin sesi" demişler. Hayatın zorlukları ve doğal olaylar karşısında tek insan aciz ve kudretsizdir; silinmeye mahkumdur. Başkalarından uzaklaşan, yalnız kendilerine inanan insanların daima yenilgiye uğrayışları bu gerçeği ispatlamak için yeterlidir.
    Yaşamak, zorlukları yenmek, başarı yolunda mesafe kazanabilmek için insanların birbirlerinin güçlerine, fikir ve düşüncelerine ihtiyaçları vardır. Birinin düşünce ve görüşlerinin tükendiği yerde, diğerinin zekası ve buluşları sonuca ulaşmada yararlı olabilir. Birlik olunan yerde ele alınan işlerin başarı yolları daha doğru ve sağlam olarak bulunabilir; çalışma düzeni daha sağlam bir şekilde kurulabilir. Fikir ve görüş çatışmaları dahi, gerçeğin ortaya çıkmasına yardım eder.
    Bütün girişim ve atılımlarımızda, daima bizden daha tecrübeli olanların fikir ve görüşlerine, yardımlarına başvuralım. Birliğin güçlü ahenginden ayrılmayalım."

    -------------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU:  "DAĞ NE KADAR YÜCE OLSA, YOL ONUN ÜSTÜNDEN AŞAR"
    Ana fikir: Aşılamayacak engel yoktur. Yolunu bilen her güçlüğü yener.
    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Bize ilk bakışta çok zor görünen işlere başladığımız zaman karşımıza çıkan engeller, hemen yılgınlığa kapılmamıza sebep olur; azmimiz yavaş yavaş kuvvetini kaybeder, dizlerimizin dermanı kesilir. Bir sonuç alamamanın verdiği manevi yorgunlukla çöker kalırız.
    Azmin elinden kurtuluş olmaz derler. Pek doğru olan bu söz, hayat mücadelemizde asla vazgeçmeyeceğimiz bir kılavuz olmalıdır.
    İnsan, davasına inanmalı, azmi hiçbir zaman elden bırakmamalıdır. Plansız bir mücadele, insana hayal kırıklıklarından başka bir şey vermez. Her şeyde olduğu gibi hedefe ulaşmak için yapılan yol tayinlerinde de aklı ve mantığı kullanmak gerekir. 
    Engeller, azimli insanları başarı yolunda kamçılayan manevi güçlerdir. Bunlar ilk bakışta ne kadar korkunç görünürlerse görünsünler, sağlam bir mantığın, kuvvetli ve inanılmış bir davanın, çelik gibi bir irade ve bükülmez azmin hedefe ulaşmasını kös tekleyemezler. O halde, önce ne istediğimizi, ne yapmamız gerektiğini bilelim. Sonra, bilgi, irade, azim ve cesaretimize güvenelim. Başarı er geç bizim olacaktır."

    --------------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "DAMLAYA DAMLAYA GöL OLUR, DAMLACIKTAN SEL OLUR."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı, tasarrufun insana büyük faydalar sağlayacağıdır. Buna göre, şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
    1 - Tasarrufun tanımı;
    2 - Tasarrufun insana sağlayacağı faydalar;
    3 - Konuyla ilgili örnekler;
    4 - Sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Tasarruf, maddenin değerini bilme; onu yerinde ve zamanına göre kullanabilme, bir tedbir vasıtası olarak değerlendirebilme demektir. Hayatta maddi bunalımlara düşmemek için tasarrufa ihtiyaç vardır. Herkes gelirinin bir kısmını zorunlu yerlere harcadıktan sonra, geri kalan bölümünü, gelecekte düşebileceği kötü durumlar veya birtakım ideallerinin gerçekleşmesi için biriktirmelidir. 
    Tasarruf, meyvesini zamanla verir. Bugünden azar azar, karınca kararınca biriktirdiğimiz paralar bir gün bizi şaşırtan, bazı maddi arzularımızı gerçekleştirecek kadar büyük bir yekûn oluşturur. Tasarruf yapan herkes, sonunda böyle mutluluk verici bir sonuca kavuşur. Böylece, insanın isteklerine kavuşabilmesinin bir bakıma elinde olduğu anlaşılır. Tasarruf yapan kimseler tedbirli kimselerdir; önceden hazırlıklı oldukları için güç duruma düşmezler. Bir köşede birikmiş paraları, her zaman onların yardımcısı, desteği ve huzur kaynağıdır.
    İnsanoğlu tasarrufa çocuklukta alışmalıdır. Kendi ihtiyaçlarını tasarruflarıyla almaya çalışan çocuklar, en güzel alışkanlıklardan birini elde etmiş olurlar. Tasarruf varlığın garantisidir."

    --------------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "DEVE BOYNUZ UMARKEN KULAKTAN OLMUŞ."
    Ana fikir: Hakkından fazlasına tamah edenler ellerindekini de kaybederler.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "İnsanda yükselmek, büyük başarılara ulaşmak için azim ve ihtiras olmalı; her yerde, her zaman hak için mücadele etmesini bilmeli. Ancak insan, ihtiraslarına hâkim olmasını da öğrenmeli. Haktan ötesini istememeli. Layık olduğu hakka razı olmak, iyi yetişmiş, olgun ve erdemli insanların meziyetidir. Bazı insanların türlü felaketlere, kayıplara uğramalarının sebebi; aç gözlü olmaları, eldekiyle yetinmeyi bilmemeleridir. Bu insanlara hadlerini bilmeyenler de diyebiliriz. Çünkü, tok gözlü olmamanın kötü bir huy olduğunun farkında bile değillerdir. Bunlarda maddeye karşı tükenmez bir iştah vardır; doymak bilmeyen bir açgözlülükle gözleri daima yukarıda ve çoktadır. Hayatı bir çeşit kumar masası olarak kabul ederler. Daima daha fazla kazanmak için akıl ve mantık dışında hareket etmeyi bir alışkanlık haline getirirler. Tabii, şansları her zaman umdukları gibi yaver gitmez; çoğu kez, kazanacakları yerde ellerindekini kaybederler. Çok zaman farkına varmadan ihtiraslarını doyurmak için her şeye boyun eğerler. Sonunda zavallı ve yoksul bir duruma düşerler. Yanlış tutumları yüzünden kimse tarafından sevilip sayılmadıkları için yapayalnız kalırlar. Dostsuz ve sevgisiz kalmak kayıpların en büyüğüdür.
    O halde, hayatımız boyunca birtakım zararlara, zor ve gülünç durumlara düşmemek için kanaatkar olmasını bilmeliyiz. Akla ve mantığa aldırmayıp, sadece ihtiraslarımızı doyurmak için kumar oynarcasına, gücümüz dışında yatırımlar yapmaya kalkışmak bize hayal kırıklığından başka bir şey kazandırmaz."

    ---------------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "DİLİM, GİYDİRİR BANA KİLİM."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamanızın amacı; gereksiz konuşmaların, gevezeliklerin insanı daima güç duruma soktuğu olmalıdır. Çevrenizde, gevezelikleriyle size bıkkınlık veren insanlar üzerinde düşünün. Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
    1 - Olaylar karşısında gereksiz konuşmaların, heyecansal
    tepkilere dayanan çıkışların zararları;
    2 - Sırasında, sükutun altın değerinde olması;
    3 - Sonuç.
    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "İnsanoğlunun çektiği dili belasıdır derler. Susmayı gerektiren yerlerde susmamak, olumlu olumsuz heyecan gösterileri yapmak, yerli yersiz müdahalelerde bulunmak birçok kayıplara sebep olur. "Söz gümüşse sükut altındır" derler. Her ne kadar insan altta kalmamak çabasında ise de, bazı durumlarda dilini tutabilmek, konuşmaktan çok daha değerli ve yerindedir. Bilhassa heyecan ve öfke anlarında zapt edilmesi gereken bir organdır dil. Küçük bir gevşeklik anı, onarılmaz hataların yapılmasına yol açar. Bir kere söylenilen söz geri alınmaz ve yaptığı hasar kolay kolay onarılamaz. İnsanın dilini tutabilmesi, bir bakıma iradesine hâkim olabilmesi demektir. özel hayatımızda birtakım nedenler yüzünden haksızlıklara uğrayabilir, umulmadık durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Böyle durumlarda hemen paniğe kapılıp itibarımızı sarsmaktan, çevremizde olumsuz bir etki bırakmaktan sakınmalıyız. Gücümüzü heyecan tepkilerimizin ifadesi olan konuşmalara bağladığımız sürece hatalara ve yanılgılara uğramaktan, güç durumlara düşmekten kendimizi kurtaramayız.
    Böyle, sonradan pişmanlık verecek güç durumlara düşmemek için, olaylara hâkim olabilecek bir olgunluğa ve irade kuvvetine sahip bulunmak gerekir. Heyecanlarımızı, tatminsizliklerimizi dışa vurmamak her zaman bizim lehimizedir. Çevrede itibar ve saygı gören insanlar, az, öz ve yerinde konuşan kimselerdir."

    ---------------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "DEVEYİ YARDAN UÇURAN BİR TUTAM OTTUR."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamanızın amacı, kaprislerimizin ve küçük çıkarlarımızın bizi felakete sürükleyebileceği olmalıdır. Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
    1 - İnsan karakterinin zayıf yönleri;
    2 - Birçok yıkımlara sebep olan kapris ve zaaflar;
    3 - İradeli ve erdemli kimselerin kazancı;
    4 - Sonuç.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "İnsanoğlu bütün gücüne, kudretine ve iradesine rağmen zaman zaman yersiz isteklere ve zaaflara düşmekten kendini alı-koyamayan bir varlıktır. Ruhumuzun derinliklerinde, doldurulamayan nice boşluklar, karanlık taraflar vardır. İnsan, bunların pençesine düşmeye görsün; bir anda yanlış eğilimlerinin ve zaaflarının kurbanı olur. Küçük çıkarlarını tatmin etmek isterken çok büyük kayıplara uğrar. Toplum içindeki saygınlığını ve seçkin yerini kaybediverir. Basit çıkarları ve kaprisleri uğruna hayatları mahvolmuş nice insanlar vardır.
    Hayatımızın her anında hislerimizin ve kaprislerimizin esiri olmaktan kurtulmak için aklın bilinçli kılavuzluğu altında eğitimin, iradenin ve vicdanın kurtarıcı ışığına sığınmalı, basit çıkarlara kapılarak hem kendimize hem de topluma zararlı olmaktan sakınmalıyız.
    Sağlam karakterli, güçlü kişiler, olgun davranmaktan vazgeçmeyen, zayıf anlarının esiri olmayan insanlardır."

    --------------------------------------------

    KOMPOZİSYON KONUSU: "DEVLET, ADAMA AYAĞI İLE GELMEZ."
    Ana fikir: Saadeti elde etmek için onu aramak ve elde etmek için çaba harcamak gerekir.


    ÖRNEK KOMPOZİSYON:
    "Ne kötü bir huyumuz vardır; elimizi şakağımıza dayayıp başımızı havaya kaldırarak mutlulukların hep gökten bir zembille inmesini bekleriz. Ağzımızda hep tekdüze ve alışılagelmiş yakarışlar: "Ah bir piyango çıksa da zengin olsam!", "Ah, bir arabam olsa!", "Ah, bir evim olsa!", "Ne olur sanki, müdürlük görevini bana verseler!", veya "Nerde o sınavı kazanacak şans bende?" v.s. Tabi, zamanımız çaba harcamaktan çok hayal kurmak ve yakarışla geçtiğinden, özel yaşayışımızda pek az bir ilerleme kaydeder veya olduğumuz yerde duraklarız. Sonra, talihsizliklere ve kadere bir yüklenmedir başlar. Hani, Allah da çalışmayan, gerekli mücadeleyi yapmayan kulu kayırmaz. İnsan, bir mevki, bir mutluluk hayal ediyorsa, oturmaktan veya olur olmaz, akılsızca bir mücadeleye girişmeden önce, plânlı bir şekilde düşünmeli. Acaba kavuşmak istediği şey nasıl bir mücadeleyi gerektiriyor? Amaca ulaşmak için izlenecek yolu belirledikten sonra, ne kadar yorucu olursa olsun, hedefi bulmak ve erişmek mümkündür. "Azmin elinden bir şey kurtulmaz" sözü, bunu özlü bir şekilde ifade eder. Düşün, çalış, yıkılma, sonunda er geç isteğine ulaşırsın. Yeter ki, iste... Ama bütün gücünü harcama pahasına da olsa istemesini ve azmetmesini bil."
     

    ÖZDEYİŞLERİ AÇIKLAMAK İÇİN SEÇİLEN KOMPOZİSYON KONULARI İÇİN TIKLAYIN

    ATASÖZLERİYLE İLGİLİ KOMPOZİSYON KONULARI İÇİN TIKLAYIN            

    ÇEŞİTLİ KOMPOZİSYON KONULARI İÇİN TIKLAYIN

    DEYİMLERLE İLGİLİ KOMPOZİSYON KONULARI İÇİN TIKLAYIN

    Etiketler:
    kompozisyon
    kompozisyon-ornegi
    kompozisyon-ornekleri
    kompozisyona-ornek
    kompozisyon-dersi
  • Yorum Yap

    • Yorum :